Bazı çocuklar anaokulunda gün boyunca sakin, uyumlu ve neşeli görünürken eve geldikten kısa süre sonra bambaşka davranmaya başlayabilir. Ayakkabısını çıkarmak istemez, küçük bir isteği karşılanmadığında ağlar, kardeşiyle kavga eder, yemek seçer, bağırır ya da ebeveynine sürekli karşı çıkar.
Bu durum ailelerde haklı bir kafa karışıklığı yaratabilir:
“Okulda bu kadar iyiyken evde neden böyle davranıyor?”
“Okulu sevmiyor olabilir mi?”
“Gün içinde bir şey mi oldu?”
“Bizi görünce neden bu kadar zorlanıyor?”
Çocuk okuldan gelince neden huysuz olur sorusunun tek bir cevabı yoktur. Okul sonrası zorlanma; yorgunluk, açlık, yoğun uyaranlar, gün boyunca gösterilen özdenetim, ayrılık sonrası yeniden bağ kurma ihtiyacı ve güvenli alana dönünce bastırılmış duyguların ortaya çıkmasıyla ilişkili olabilir.
Bu davranış çoğu zaman çocuğun okulda kötü vakit geçirdiği anlamına gelmez. Bazen tam tersine, çocuk gün boyunca kendini düzenlemek için büyük bir çaba harcamış ve eve geldiğinde bu çabayı sürdürmekte zorlanmış olabilir.
Çocuk Okulda Kendini Neden Daha Fazla Kontrol Eder?
Anaokulu, çocuk için sosyal ve duygusal olarak yoğun bir ortamdır. Gün boyunca öğretmeni dinlemesi, arkadaşlarıyla alan paylaşması, sırasını beklemesi, oyuncaklardan ayrılması, yemek düzenine katılması ve farklı etkinlikler arasında geçiş yapması gerekir.
Bütün bunlar yetişkin için sıradan görünebilir. Ancak okul öncesi çocuk için önemli bir özdenetim çabasıdır.
Çocuk gün boyunca:
- Oyuncağı hemen alamadığında bekler,
- Başka çocukların istekleriyle karşılaşır,
- Öğretmenin yönergelerine uyar,
- Kendi ihtiyacını ertelemek zorunda kalabilir,
- Gürültü, hareket ve sosyal temas içinde kalır,
- Farklı etkinliklere geçiş yapar,
- Duygularını grup içinde düzenlemeye çalışır.
Bu süreçte çocuk dışarıdan oldukça uyumlu görünebilir. Ancak bu uyumun altında yoğun bir zihinsel ve duygusal çaba bulunabilir.
Eve geldiğinde ise kendisini daha güvende hisseder. Gün boyunca tuttuğu duygular, yorgunluk ve huzursuzluk daha görünür hâle gelir.
Bu nedenle evdeki zorlanma her zaman çocuğun ebeveynine karşı daha az saygılı olduğu anlamına gelmez. Çocuk bazen en çok güvendiği yerde kendisini bırakabilir.
Güvenli Alana Dönünce Duygular Neden Açığa Çıkar?
Çocuklar gün boyunca her duygularını anında ifade etmez. Bir arkadaşının oyuncağını almasına üzülmüş, öğretmeninden ayrılırken zorlanmış, bir oyuna katılamamış ya da yaptığı çalışmayı istediği gibi tamamlayamamış olabilir.
Bu olayların her biri tek başına küçük görünebilir. Ancak gün boyunca biriken birçok küçük hayal kırıklığı, eve dönünce yoğun bir tepkiye dönüşebilir.
Çocuk eve geldiğinde annesini veya babasını gördüğünde, kendisini duygusal olarak daha güvende hisseder. Bu güven bazen sakinlik değil, çözülme getirir.
Çocuk birden ağlayabilir, öfkelenebilir veya sürekli yakınlık isteyebilir.
Bu durum şu şekilde düşünülebilir:
Çocuk gün boyunca kendisini bir arada tutmuş, eve geldiğinde artık bunu sürdürmek zorunda hissetmemiştir.
Yani çocuk ebeveynini görünce kötüleşmiyor olabilir. Ebeveyninin yanında zorlanmaya izin veriyor olabilir.
Okul Sonrası Yorgunluk Davranışları Nasıl Etkiler?
Okul öncesi dönemde çocukların fiziksel ve zihinsel dayanıklılığı yetişkinlerden farklıdır. Anaokulunda geçirilen birkaç saat bile çocuk için oldukça yoğun olabilir.
Gürültü, hareket, grup içi iletişim, etkinlikler, bahçe zamanı, yemek ve geçişler çocuğun enerjisini tüketebilir.
Yorgun çocuk her zaman “Yorgunum” diyemez. Bunun yerine:
- Ağlayabilir,
- Bağırabilir,
- İnatlaşabilir,
- Kardeşine vurabilir,
- Eşyalarını fırlatabilir,
- Sürekli kucağa gelmek isteyebilir,
- En küçük isteğe karşı çıkabilir,
- Yemek yemek istemeyebilir.
Bu davranışlar bazen disiplin sorunu gibi görünür. Oysa çocuk gerçekte dinlenme ve düzenlenme ihtiyacı taşıyor olabilir.
Okul sonrası saatlerde çocuktan hemen yeni görevler, kurslar veya sosyal performans beklemek zorlanmayı artırabilir.
Çocuğun okuldan çıktıktan sonra kısa bir geçiş alanına ihtiyacı olabilir.
Açlık Huysuzluğu Artırabilir mi?
Evet. Açlık, okul sonrası zorlanmanın en sık gözden kaçan nedenlerinden biridir.
Çocuk okulda yemek yemiş olsa bile gün sonunda yeniden acıkmış olabilir. Hareketli bir gün geçirmiş, tabağını yeterince bitirmemiş veya sunulan yemeği çok az yemiş olabilir.
Açlık küçük çocuklarda hızlı biçimde huzursuzluğa dönüşebilir. Çocuk aç olduğunu söylemek yerine öfkelenebilir, ağlayabilir veya iş birliğini tamamen kaybedebilir.
Bu nedenle okul çıkışında çok şekerli ve hızlı tüketilen ürünler yerine daha dengeli bir ara öğün düşünülebilir.
Örneğin:
- Meyve ve yoğurt,
- Peynirli küçük bir sandviç,
- Ayran,
- Sebze parçaları,
- Uygun bir ev yapımı atıştırmalık
çocuğun kan şekerinin daha dengeli kalmasına yardımcı olabilir.
Buradaki amaç çocuğu yemekle susturmak değil, davranışın altında gerçek bir bedensel ihtiyaç olup olmadığını fark etmektir.
Anaokulunda sağlıklı beslenme, yalnızca okulda sunulan menüyle değil, çocuğun gün boyunca açlık ve tokluk sinyallerini nasıl deneyimlediğiyle de ilişkilidir.
Fazla Uyaran Çocuğu Nasıl Etkiler?
Anaokulu, çocuk için çok sayıda uyaran içerir. Sesler, renkler, hareket eden çocuklar, öğretmen konuşmaları, müzik, etkinlikler ve fiziksel temas gün boyunca devam eder.
Bazı çocuklar bu yoğunluğu kolaylıkla taşıyabilir. Bazıları ise özellikle günün sonunda daha fazla yorulabilir.
Çocuk eve geldiğinde sessizlik, yalnız oyun veya fiziksel yakınlık isteyebilir. Ancak aile onu hemen sorularla, televizyon sesiyle, alışverişle veya başka bir programla karşılıyorsa uyarılma düzeyi daha da artabilir.
Okul sonrası şu belirtiler fazla uyarılmayla ilişkili olabilir:
- Kulaklarını kapatma,
- Gürültüye tahammülsüzlük,
- Sürekli hareket etme,
- Ani öfke,
- Dokunulmak istememe,
- Karanlık veya sakin bir alana çekilme,
- Ekrana yoğun biçimde yönelme.
Ekran bu noktada çocuğu kısa süreli olarak susturabilir. Ancak her gün tek düzenlenme aracı hâline gelirse çocuk başka sakinleşme yolları geliştirmekte zorlanabilir.
Daha sakin bir geçiş, loş bir ortam, kısa bir sarılma, açık hava veya sessiz oyun bazı çocuklar için daha destekleyici olabilir.
Çocuğa Eve Gelir Gelmez Soru Sormak Neden Zorlayabilir?
Birçok ebeveyn çocuğunu özlediği için okuldan çıkar çıkmaz gününü öğrenmek ister:
“Bugün ne yaptın?”
“Yemeğini yedin mi?”
“Kimle oynadın?”
“Öğretmenin ne söyledi?”
“Ağladın mı?”
“Arkadaşın sana ne yaptı?”
Bu sorular ilgi ve meraktan doğar. Ancak çocuk günün sonunda zihinsel olarak yorulmuş olabilir. Yaşadıklarını sıraya koymak ve söze dökmek için hemen hazır olmayabilir.
Bu nedenle okul çıkışında peş peşe soru sormak çocukta baskı yaratabilir.
Daha yumuşak bir temas kurulabilir:
“Seni gördüğüme sevindim.”
“Eve gidince biraz dinlenebiliriz.”
“Hazır olduğunda gününü anlatabilirsin.”
Çocuk konuşmak isterse dinlenebilir. İstemiyorsa zorlanmamalıdır.
Günün ayrıntıları daha sonra oyun sırasında, yemek masasında veya uyku öncesinde kendiliğinden ortaya çıkabilir.
Çocukların deneyimlerini anlatma biçimleri yetişkinlerden farklıdır. Çocuk bazen günü sözcüklerle değil, oyunuyla veya davranışıyla anlatır.
Okul Sonrası Geçiş Rutini Nasıl Kurulabilir?
Okuldan eve geçiş, çocuğun gün içindeki en önemli geçişlerinden biridir. Bu zaman tamamen rastlantısal ilerlediğinde çocuk her gün farklı bir beklentiyle karşılaşabilir.
Basit ve tekrarlanabilir bir okul sonrası rutini çocuğa güven verebilir.
Örneğin:
- Çocuğu sakin bir karşılama,
- Kısa bir fiziksel temas veya birlikte yürüme,
- Eve gelince rahat kıyafetler giyme,
- Küçük bir ara öğün,
- Kısa bir dinlenme veya serbest oyun,
- Ardından aile programına geçiş.
Bu akış her gün birebir aynı olmak zorunda değildir. Ancak çocuk okuldan sonra hemen yeni taleplerle karşılaşmayacağını bildiğinde daha rahat geçiş yapabilir.
Çocuklarda sağlıklı rutinler, günün her anını katı biçimde planlamak değil; çocuğun neyle karşılaşacağını bilmesini sağlayan güvenli bir ritim oluşturmaktır.
Okuldan Sonra Çocukla Nasıl Bağ Kurulabilir?
Okuldan sonra çocuğun ilk ihtiyacı her zaman konuşmak olmayabilir. Bazen kısa bir sarılma, yan yana oturma veya birlikte sessizce yürüme daha anlamlı olabilir.
Bazı çocuklar fiziksel yakınlık ister. Bazıları biraz yalnız kalmak ister. Bazıları sürekli konuşur, bazıları hiçbir şey anlatmaz.
Ebeveynin görevi tek bir doğru karşılaşma biçimi uygulamak değil, çocuğun sinyallerini okumaktır.
Şu tür küçük temaslar yardımcı olabilir:
- “Seni gördüğüme sevindim.”
- “Bugün biraz yorulmuş görünüyorsun.”
- “İstersen biraz sessiz kalabiliriz.”
- “Eve gidince seninle oturacağım.”
- “Şimdi konuşmak istemiyorsan sonra konuşabiliriz.”
Bu dil çocuğun bir performans göstermeden de karşılandığını hissetmesini sağlar.
Çocuk Evde Daha Çok Ağlıyorsa Ne Yapılmalı?
Çocuğun okuldan sonra ağlaması her zaman hemen durdurulması gereken bir problem değildir.
Çocuk ağladığında yetişkin çoğu zaman çözüm arar:
“Neden ağlıyorsun?”
“Bir şey olmadı.”
“Hadi sus.”
“Okulda ne oldu?”
Ancak çocuk bazen neden ağladığını tam olarak açıklayamaz. Yorgunluk, özlem, açlık ve günün küçük hayal kırıklıkları birbirine karışmış olabilir.
Bu durumda önce duyguyu taşımak gerekir:
“Bugün çok yorulmuş olabilirsin.”
“Şu an her şey zor geliyor gibi.”
“Yanındayım, biraz bekleyebiliriz.”
Çocuğun ağlamasına izin vermek her isteğini yerine getirmek anlamına gelmez. Sınır korunabilir:
“Tableti istediğini biliyorum. Bugünkü ekran zamanı bitti. Kızabilirsin, yanındayım.”
Duyguyu kabul etmek ve davranışa sınır koymak aynı anda mümkündür.
Okul Sonrası Huysuzlukta Sınır Koymak Gerekir mi?
Yorgun veya duygusal olarak zorlanan çocuğun anlaşılmaya ihtiyacı vardır. Ancak bu, her davranışa izin verileceği anlamına gelmez.
Çocuk kardeşine vuruyorsa davranış durdurulmalıdır:
“Çok kızgınsın ama kardeşine vuramazsın.”
Eşyaları fırlatıyorsa:
“Fırlatmana izin vermeyeceğim. İstersen yastığa vurabilir veya benimle biraz bekleyebilirsin.”
Çocuk zorlandığında sınırların tamamen kaldırılması, kısa vadede çatışmayı azaltabilir. Fakat uzun vadede çocuğun güven duygusunu zayıflatabilir.
Sağlıklı yaklaşım, duyguyu görmek ama zarar veren davranışı durdurmaktır.
Çocuklarda sınır gelişimi, çocuğun zor duygular yaşarken de kendisini ve başkasını koruyabilecek yollar öğrenmesini içerir.
Okuldan Sonra Ekran Vermek Çocuğu Sakinleştirir mi?
Ekran çocuğu kısa süreli olarak sakinleştirebilir. Çünkü dikkatini tek bir noktaya toplar ve dışarıdan gelen karmaşık uyaranları azaltır.
Ancak ekran her okul sonrası geçişin temel aracı hâline gelirse çocuk kendi bedenini ve duygularını başka yollarla düzenlemekte zorlanabilir.
Ekran yerine şu seçenekler denenebilir:
- Sessiz serbest oyun,
- Su veya kumla oynama,
- Kısa bir açık hava yürüyüşü,
- Hamur, boya veya bloklar,
- Sallanma veya ritmik hareket,
- Yan yana kitap inceleme,
- Kısa bir dinlenme.
Her çocuk için aynı yöntem işe yaramaz. Bazı çocuk hareketle, bazıları sessizlikle, bazıları ise ilişkiyle düzenlenir.
Amaç ekranı tamamen yasaklamak değil, çocuğun tek sakinleşme aracının ekran olmamasını sağlamaktır.
Eve Gelince Kursa veya Etkinliğe Gitmek Zorlayıcı Olabilir mi?
Anaokulu sonrası sanat, spor, yabancı dil veya başka bir etkinlik bazı çocuklar için keyifli olabilir. Ancak her çocuk uzun okul gününün ardından yeni bir programa hazır olmayabilir.
Çocuğun okuldan sonra sürekli öfkelendiği, eve geç geldiği, akşam yemeğinde ve uykuda zorlandığı görülüyorsa programın yoğunluğu yeniden değerlendirilmelidir.
Çocukların gelişmesi için her boşluğun etkinlikle doldurulması gerekmez.
Serbest oyun, aileyle zaman geçirmek, dinlenmek ve bazen hiçbir şey yapmamak da gelişimin parçasıdır.
Çocuğun gerçekten sevdiği bir etkinliği sürdürmesiyle, yetişkinlerin “geri kalmasın” kaygısıyla oluşturulan yoğun program birbirinden ayrılmalıdır.
Çocuk Okulda İyi, Evde Zorlanıyorsa Öğretmenle Görüşmek Gerekir mi?
Çocuk okuldan sonra düzenli olarak yoğun krizler yaşıyorsa öğretmenle görüşmek yararlı olabilir.
Ancak görüşme “Okulda ne yaptınız da böyle oldu?” biçiminde suçlayıcı olmamalıdır. Amaç okul ve ev gözlemlerini bir araya getirmektir.
Öğretmene şu sorular sorulabilir:
- Günün hangi bölümünde daha çok yoruluyor?
- Yemek ve dinlenme düzeni nasıl?
- Arkadaş ilişkilerinde zorlandığı bir alan var mı?
- Gün sonunda daha sessiz veya hareketli oluyor mu?
- Geçişlerde zorlanıyor mu?
- Okulda duygularını ifade edebiliyor mu?
- Son dönemde belirgin bir değişiklik fark edildi mi?
Aile de evdeki tabloyu ayrıntılı biçimde paylaşabilir.
Okul ve evde farklı davranmak tek başına sorun değildir. Ancak iki ortamdan gelen bilgiler birlikte değerlendirildiğinde çocuğun ihtiyacı daha iyi anlaşılabilir.
Ne Zaman Daha Yakından Değerlendirmek Gerekir?
Okul sonrası huysuzluk birçok çocukta dönemsel olarak görülebilir. Ancak bazı durumlarda daha yakından değerlendirme gerekir.
Şu belirtiler uzun süre ve yoğun biçimde devam ediyorsa aile ile okul birlikte düşünmelidir:
- Her gün saatler süren krizler,
- Okula gitmeyi sürekli reddetme,
- Yoğun uyku sorunları,
- İştah değişiklikleri,
- Bedensel yakınmalar,
- Gece korkuları,
- Daha önce olmayan alt ıslatma,
- Belirgin içe kapanma,
- Sürekli saldırganlık,
- Belirli bir kişi veya olaydan yoğun korku,
- Gelişimsel becerilerde gerileme.
Bu belirtiler tek başına belirli bir sorunu kanıtlamaz. Ancak çocuğun daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu gösterebilir.
Anaokulunda psikolog desteği, çocuğun okul ve ev davranışlarını birlikte değerlendirerek ihtiyaç duyduğu desteği anlamaya yardımcı olabilir.
Aileler Evde Ne Yapabilir?
Okul sonrası zorlanmayı azaltmak için aileler şu adımları deneyebilir:
1. Eve dönüşü sadeleştirin
Okuldan hemen sonra alışveriş, kalabalık ziyaret veya yoğun etkinlik planlamak yerine kısa bir geçiş zamanı oluşturun.
2. Önce temel ihtiyaçları kontrol edin
Çocuk aç mı, susamış mı, yorgun mu veya tuvalete mi gitmesi gerekiyor?
3. Soruları azaltın
Günün ayrıntılarını hemen öğrenmeye çalışmak yerine çocuğun konuşmaya hazır olmasını bekleyin.
4. Fiziksel yakınlık sunun
Çocuğun ihtiyacına göre sarılma, yan yana oturma veya el ele yürüme destekleyici olabilir.
5. Serbest oyun alanı açın
Eve gelir gelmez yeni bir yetişkin yönlendirmesi yerine çocuğun kendi oyununa yerleşmesine izin verin.
6. Sınırları koruyun
Yorgunluk davranışı açıklar; ancak başkasına zarar vermeyi kabul edilebilir hâle getirmez.
7. Akşam programını gözden geçirin
Çocuk her akşam yoğun biçimde zorlanıyorsa uyku saati, kurslar ve ekran düzeni yeniden değerlendirilebilir.
8. Öğretmenle iş birliği kurun
Ev ve okul gözlemlerini birlikte değerlendirmek çocuğun ihtiyacını anlamayı kolaylaştırır.
Nova Anaokulu’nda Okul Sonrası Zorlanma Nasıl Ele Alınır?
Nova Anaokulu’nda çocuğun gelişimi yalnızca okul saatleri içinde gösterdiği davranışlarla değerlendirilmez. Çocuğun okuldan sonra eve nasıl döndüğü, akşam saatlerinde nasıl düzenlendiği ve aile tarafından gözlenen değişimler de önemlidir.
Çünkü çocuk okulda uyumlu görünürken gün boyunca yoğun bir özdenetim çabası yaşamış olabilir. Ya da okulda kolay fark edilmeyen bir sosyal zorlanma, evde duygusal bir tepki olarak ortaya çıkabilir.
Nova’da öğretmen ve aile iletişimi bu nedenle yalnızca belirgin bir sorun olduğunda kurulmaz. Çocuğun günlük ritmi, yemek düzeni, oyunları, arkadaş ilişkileri, geçişleri ve duygusal tepkileri birlikte anlamlandırılmaya çalışılır.
Nova Anaokulu’nun çocuğa kattığı önemli deneyimlerden biri, bütün duygularıyla kabul edildiği güvenli bir okul ilişkisi kurabilmesidir. Çocuk üzgün, yorgun, öfkeli veya isteksiz olduğunda hemen “uyumsuz” olarak etiketlenmez.
Duygusu görülür; ancak güvenli sınırlar da korunur.
Bu yaklaşım çocuğun gün boyunca duygularını tamamen bastırmak zorunda kalmamasına yardımcı olur. Öğretmen, çocuğun zorlandığı anlarda yanında durur, ihtiyacını sözle ifade etmesine destek olur ve gerektiğinde aileyle gözlemlerini paylaşır.
Bahçeşehir’de Anaokulu Arayan Aileler İçin Bu Konu Neden Önemlidir?
Bahçeşehir’de anaokulu seçerken yalnızca çocuğun okul içinde nasıl göründüğüne değil, okul deneyiminin aile yaşamına nasıl yansıdığına da bakmak gerekir.
Çocuk okula başladıktan sonra sürekli tükenmiş, aşırı gergin veya yoğun biçimde huzursuz görünüyorsa günlük program, okul süresi, uyaran yoğunluğu ve bireysel ihtiyaçları değerlendirilmelidir.
Bir anaokulunu değerlendirirken şu sorular sorulabilir:
- Gün içinde çocukların dinlenmesine alan açılıyor mu?
- Program çok yoğun mu?
- Serbest oyun ne kadar yer tutuyor?
- Çocukların açlık ve yorgunluk sinyalleri takip ediliyor mu?
- Duygusal zorlanmalar aileyle paylaşılıyor mu?
- Gün sonuna doğru çocukların ritmi yavaşlatılıyor mu?
- Çocuğun bireysel ihtiyaçları dikkate alınıyor mu?
- Psikolog ve öğretmen gözlemleri nasıl bir araya getiriliyor?
Bu sorular okulun yalnızca etkinlik programını değil, çocuğun bütün gün boyunca nasıl bir deneyim yaşadığını anlamaya yardımcı olur.
Sonuç: Huysuzluk Bazen Güvenli Alana Dönüşün İşaretidir
Çocuk okuldan gelince neden huysuz olur sorusunun cevabı çoğu zaman tek bir olayda bulunmaz.
Yorgunluk, açlık, fazla uyaran, gün boyunca gösterilen özdenetim, ayrılık sonrası yeniden bağ kurma ihtiyacı ve biriken duygular okul sonrası davranışları etkileyebilir.
Çocuğun evde zorlanması her zaman okulda kötü bir gün geçirdiği anlamına gelmez. Bazen çocuk en güvendiği yerde duygularını serbest bırakır.
Bu nedenle davranışı hemen şımarıklık, saygısızlık veya disiplin sorunu olarak yorumlamak yerine altında hangi ihtiyacın bulunduğunu anlamaya çalışmak gerekir.
Okul sonrası sakin bir geçiş, temel ihtiyaçların karşılanması, daha az soru, daha fazla ilişki ve tutarlı sınırlar çocuğun yeniden düzenlenmesine yardımcı olabilir.
Nova Anaokulu’nda çocuğun günlük ritmini, duygusal gelişimini ve aile-okul iletişimini nasıl desteklediğimizi öğrenmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Çocuk okuldan gelince neden huysuz olur?
Çocuk okuldan sonra yorgunluk, açlık, yoğun uyaranlar ve gün boyunca gösterdiği özdenetim nedeniyle zorlanabilir. Eve dönünce kendisini güvende hissederek biriken duygularını daha açık biçimde gösterebilir.
Çocuğun okulda iyi, evde öfkeli olması normal mi?
Bazı çocuklarda bu durum görülebilir. Çocuk okulda kendini daha fazla kontrol edip evde rahatlayabilir. Ancak yoğun ve uzun süreli krizler varsa aile ve öğretmen birlikte değerlendirme yapmalıdır.
Okuldan çıkar çıkmaz çocuğa gününü sormak doğru mu?
Çocuk yorgunsa peş peşe sorular zorlayıcı olabilir. Önce sakin bir karşılama yapmak, çocuğun dinlenmesini sağlamak ve konuşmaya hazır olduğunda anlatmasına alan açmak daha destekleyicidir.
Okul sonrası ekran vermek doğru mu?
Ekran kısa süreli sakinlik sağlayabilir; ancak tek düzenlenme aracı hâline gelmemelidir. Serbest oyun, açık hava, hareket, sessizlik ve fiziksel yakınlık gibi alternatifler de sunulmalıdır.
Ne zaman öğretmenle görüşülmeli?
Okul sonrası krizler her gün uzun sürüyor, çocuk okula gitmek istemiyor, uyku ve iştahında belirgin değişiklikler görülüyor veya yoğun saldırganlık ortaya çıkıyorsa öğretmenle görüşmek yararlı olur.