Anaokuluna başlayan birçok aile çocuğunun öğretmenine alışmasını, sınıf düzenine katılmasını, yemek yemesini ve okulda kendisini güvende hissetmesini önemser.
Ama bir süre sonra başka bir soru öne çıkar:
“Arkadaş edindi mi?”
Çocuk okuldan geldiğinde arkadaş adı söylemiyorsa, hep yalnız oynuyorsa, sınıfta kenarda kalıyorsa ya da öğretmeni “Bugün daha çok kendi başına vakit geçirdi” diyorsa aile kaygılanabilir.
“Acaba dışlanıyor mu?”
“Arkadaşları onu istemiyor mu?”
“Çok mu çekingen?”
“Sosyalleşemiyor mu?”
“Benim çocuğumda bir sorun mu var?”
“Okul bu konuda yeterince destek oluyor mu?”
Bu kaygılar anlaşılırdır. Çünkü anaokulu yalnızca eğitim programı, branş etkinlikleri veya okul öncesi hazırlık alanı değildir. Çocuk için ilk sosyal dünyalardan biridir.
Çocuk burada başka çocuklarla karşılaşır. Oyuna girmeyi, sıra beklemeyi, anlaşmayı, itiraz etmeyi, beklemeyi, seçilmeyi, seçilmemeyi, arkadaşını özlemeyi ve bazen dışarıda kalmayı deneyimler.
Bu nedenle çocuk anaokulunda arkadaş edinemiyor gibi göründüğünde konu dikkatle ele alınmalıdır.
Ancak arkadaş edinememek her zaman çocuğun sosyal becerilerinde büyük bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bazen çocuk yeni ortama yavaş ısınıyordur. Bazen oyuna nasıl gireceğini bilmiyordur. Bazen bir arkadaşlık kurmak istiyor ama ilk adımı atamıyordur. Bazen sınıf içindeki oyunlar çok hızlı ilerliyor ve çocuk bu hıza yetişemiyordur. Bazen de gerçekten dışarıda kalıyor ve yetişkin desteğine ihtiyaç duyuyordur.
Önemli olan, çocuğun yalnızlığını hemen etiketlemek değil; nasıl, ne zaman ve hangi ilişkiler içinde ortaya çıktığını anlamaktır.
Anaokulunda Arkadaşlık Nasıl Gelişir?
Okul öncesi dönemde arkadaşlık yetişkinlerin düşündüğü kadar basit değildir.
Yetişkinler için arkadaşlık çoğu zaman karşılıklı konuşma, birlikte vakit geçirme, ortak ilgi ve süreklilik anlamına gelir. Küçük çocuklar için ise arkadaşlık daha çok oyun üzerinden kurulur.
Çocuk “arkadaş oldum” demeden önce birlikte oynar. Yan yana durur. Aynı oyuncağa yönelir. Bir rol paylaşır. Birbirini taklit eder. Aynı masaya oturmak ister. Bahçede aynı çocuğun peşinden gider. Bazen adını bilmeden bile bir çocuğa yaklaşır.
Okul öncesi arkadaşlık şu biçimlerde görünebilir:
- Aynı oyuncağı seçmek,
- Yan yana oynamak,
- Birbirini izlemek,
- Aynı oyunu tekrar etmek,
- Bir çocuğun yanına oturmak istemek,
- Oyunda rol paylaşmak,
- Bir arkadaşını aramak,
- Bir çocuk gelmediğinde onu sormak,
- Bahçede aynı gruba yaklaşmak,
- Öğretmene “Ben de onlarla oynamak istiyorum” demek.
Bu nedenle aileler yalnızca “En iyi arkadaşın kim?” sorusuna verilen cevaba bakmamalıdır.
Bazı çocuklar arkadaşlık yaşar ama bunu adlandırmaz. Bazıları ise arkadaş ister ama ilişkiye nasıl yaklaşacağını bilemez.
Çocuk Arkadaş Edinemiyor mu, Yoksa Henüz Isınıyor mu?
Bu ayrım önemlidir.
Bazı çocuklar sınıfa girdikleri ilk günlerden itibaren arkadaşlara yönelir, oyun başlatır, konuşur ve sosyal olarak hızlı açılır.
Bazı çocuklar ise önce izler.
Sınıfın düzenini anlamak ister. Hangi çocukların nasıl oynadığını gözlemler. Öğretmenin yaklaşımını tartar. Oyuna girmenin yolunu arar. Kendisine güvenli bir yer bulana kadar biraz geri planda kalır.
Bu çocuklar dışarıdan “arkadaş edinemiyor” gibi görünebilir.
Oysa belki de acele etmiyordur. Sosyal alanı okuyordur.
Aile ve öğretmen şu sorulara bakabilir:
- Çocuk arkadaşlarıyla hiç temas kuruyor mu?
- Bazı çocukları izliyor mu?
- Belirli bir çocuğa yakın duruyor mu?
- Oyuna girmek istiyor ama çekiniyor mu?
- Öğretmen yanında olduğunda gruba yaklaşabiliyor mu?
- Zamanla küçük de olsa ilerleme var mı?
- Evde okuldan bazı çocukların adını söylüyor mu?
- Bahçede, sınıfa göre daha mı rahat?
- Birebir ilişkide daha mı kolay açılıyor?
Eğer çocuk tamamen kopuk değilse, izliyor, yaklaşıyor, bazen deniyor ama yavaş ilerliyorsa bu süreç gelişimsel olarak desteklenebilir.
Ancak çocuk uzun süre hiçbir çocuğa yönelmiyor, sürekli yalnız kalıyor, grup içinde huzursuz oluyor ve ilişki kurmaktan belirgin biçimde kaçınıyorsa daha yakından değerlendirmek gerekir.
Arkadaş Edinememek Her Zaman Dışlanmak mıdır?
Hayır.
Aileler çocuğun yalnız kaldığını duyduklarında ilk olarak dışlanmadan kaygılanabilir.
“Acaba kimse onu oyuna almıyor mu?”
Bu olasılık elbette düşünülmelidir. Anaokulu döneminde de çocuklar birbirlerini oyuna almayabilir, istemedikleri rolleri dayatabilir, “Sen oynama” diyebilir ya da kendi aralarında küçük gruplar oluşturabilir.
Ancak her yalnız kalma dışlanma değildir.
Bazı çocuklar kendi başına oynamayı tercih edebilir. Bazıları kalabalık oyundan yorulabilir. Bazıları bir oyuna girmek için zamana ihtiyaç duyar. Bazıları öğretmene yakın durarak sınıfı izler. Bazıları ise bir arkadaşla değil, materyalle ilişki kurarak güne başlar.
Bu nedenle öğretmenin gözlemi çok önemlidir.
Çocuk yalnız mı kalıyor, yoksa yalnız bırakılıyor mu?
Oyuna girmek istemiyor mu, yoksa alınmıyor mu?
Tek başına oyundan keyif alıyor mu, yoksa üzülerek mi dışarıda kalıyor?
Arkadaşları ona mesafeli mi, yoksa çocuk yaklaşmayı mı bilmiyor?
Bu sorular ayrımı netleştirir.
Çocuk Oyuna Nasıl Girileceğini Bilmediği İçin Arkadaş Edinemeyebilir mi?
Evet.
Oyuna girmek çocuk için öğrenilmesi gereken bir sosyal beceridir.
Yetişkinler bunu kolay sanabilir:
“Git, ben de oynayabilir miyim de.”
Ama küçük çocuk için bu adım zor olabilir.
Oyunda zaten roller dağılmıştır. Bir çocuk anne olmuştur, biri bebek, biri doktor, biri öğretmen. Blok oyununda kule kurulmuştur. Araba oyununda yol belirlenmiştir. Çocuk oyuna girmek ister ama nasıl gireceğini bilemez.
Birden oyuncağı alabilir. Oyunu bozabilir. Fazla yaklaşabilir. “Ben de oynayacağım” diye ısrar edebilir. Ya da hiçbir şey demeden kenarda durabilir.
Bu durumda sorun arkadaş istememesi değil, ilişkiye giriş yolunu bulamamasıdır.
Öğretmen burada sosyal köprü kurabilir:
“Ali de oyuna katılmak istiyor. Ona hangi rolü verebiliriz?”
“Burada hastane oyunu var. Sen hasta olarak gelebilirsin.”
“Bu yola bir köprü eklemek ister misin?”
“Önce oyunu izleyelim, sonra uygun bir yer bulalım.”
Çocuklara arkadaşlık yalnızca “iyi davran” diyerek öğretilmez. Somut sosyal geçişler içinde öğretilir.
“Git Arkadaşlarınla Oyna” Demek Neden Yetmez?
Aileler veya öğretmenler iyi niyetle çocuğa şöyle diyebilir:
“Git arkadaşlarınla oyna.”
“Bak herkes oynuyor.”
“Sen de katıl.”
“Neden yalnız duruyorsun?”
“Arkadaş edin artık.”
Bu cümleler çocuğu harekete geçirmeyebilir. Hatta daha fazla utandırabilir.
Çocuk zaten oyuna giremediğini biliyordur. Yetişkinin bunu fark edip dile getirmesi, çocuğun kendisini daha görünür ve yetersiz hissetmesine neden olabilir.
Çocuğun ihtiyacı çoğu zaman genel bir yönerge değil, küçük bir köprüdür.
“Şu çocuklarla oyna” yerine:
“Ece bloklarla yol yapıyor. İstersen ona bir tünel parçası götürebilirsin.”
“Önce birlikte yaklaşalım.”
“Arkadaşına ‘Ben de doktor olabilir miyim?’ diyebilirsin.”
“Bu oyunda sana uygun bir rol bulalım.”
Bu tür cümleler çocuğa ne yapacağını daha somut biçimde gösterir.
Çocuk Arkadaş İstiyor Ama Yaklaşamıyorsa Ne Yapılmalı?
Bazı çocuklar arkadaş ister ama yaklaşamaz.
Evde “Ben de onlarla oynamak istedim” diyebilir. Okulda ise sessiz kalır. Oyunun kenarında durur. Yaklaşır, geri döner. Öğretmenin yanından ayrılmak istemez.
Bu çocukların sosyal arzusu vardır ama sosyal cesareti henüz yeterince gelişmemiştir.
Bu durumda öğretmenin küçük ve güvenli adımlar oluşturması gerekir:
- Çocuğu kalabalık gruba değil, bir çocukla birebir oyuna yönlendirmek,
- Ortak ilgi alanı olan bir arkadaşı seçmek,
- Oyuna doğrudan değil, malzeme üzerinden katılım sağlamak,
- Çocuğa önceden bir cümle öğretmek,
- Öğretmen eşliğinde kısa süreli ortak oyun başlatmak,
- Başarılı küçük deneyimleri fark etmek,
- Çocuğu “çekingen” diye etiketlememek.
Aile de evde çocuğu sorgulamak yerine destekleyici konuşabilir:
“Bugün bir oyuna yaklaşmak istedin ama zorlandın galiba.”
“Yarın öğretmeninle birlikte bir arkadaşına nasıl katılacağını düşünebilirsiniz.”
Bu yaklaşım çocuğu utandırmadan sosyal cesaretini destekler.
Çocuk Sürekli Öğretmenin Yanında Duruyorsa Arkadaş Edinemiyor mu Demektir?
Her zaman değil.
Öğretmen bazı çocuklar için güvenli üs işlevi görür.
Çocuk önce öğretmenin yanında durur, sınıfı izler, arkadaşların oyunlarını takip eder ve sonra yavaş yavaş gruba açılır.
Bu, özellikle okula yeni başlayan, yavaş ısınan veya ayrılıkta zorlanan çocuklarda görülebilir.
Ancak çocuk uzun süre yalnızca öğretmenin yanında duruyor, hiçbir çocuğa yaklaşmıyor ve öğretmen yanından ayrıldığında yoğun kaygı yaşıyorsa sosyal geçiş desteklenmelidir.
Öğretmenin görevi çocuğu bir anda gruba itmek değildir. Ama sürekli yanında tutmak da değildir.
Daha sağlıklı yaklaşım:
“Ben buradayım. İstersen birlikte blokların yanına gidelim.”
“Önce yanımda izleyebilirsin. Sonra oyuna küçük bir parça ekleyebiliriz.”
“Ben biraz geride duracağım, sen Ege’ye bu arabayı verebilirsin.”
Böylece öğretmen güvenli üs olmaya devam eder ama çocuk yavaş yavaş arkadaşlara ve oyuna taşınır.
Çocuk Hep Tek Başına Oynuyorsa Ne Düşünülmeli?
Tek başına oyun okul öncesi dönemde olağan bir oyun biçimidir.
Çocuk bazen kendi oyun dünyasında derinleşmek ister. Her an arkadaşla oynaması gerekmez.
Ancak sürekli tek başına oyun şu sorularla birlikte değerlendirilmelidir:
- Çocuk yalnız oynamaktan keyif alıyor mu?
- Arkadaşlar yaklaştığında nasıl tepki veriyor?
- Başkalarıyla hiç ortak oyun kuruyor mu?
- Öğretmen davet ettiğinde gruba katılabiliyor mu?
- Evde kardeş veya akranlarla nasıl oynuyor?
- Sınıfta dışarıda bırakıldığı için mi yalnız kalıyor?
- Sosyal oyunlardan kaçınıyor mu?
- Dili ve iletişim becerileri yaşına uygun mu?
- Duyusal olarak kalabalıktan zorlanıyor mu?
Tek başına oyun her zaman sorun değildir. Fakat çocuğun ilişki kurma kapasitesi ve isteği de izlenmelidir.
Önemli olan tek başına oyunun esnek olup olmadığıdır.
Çocuk isterse ilişkiye geçebiliyor mu? Yoksa ilişki alanı onun için kapalı mı?
Arkadaş Edinemeyen Çocuk İçin Öğretmenin Rolü Nedir?
Anaokulunda öğretmen yalnızca etkinlik yöneten kişi değildir. Çocukların sosyal ilişkilerini de gözlemleyen ve destekleyen kişidir.
Arkadaşlık ilişkileri kendi hâline bırakıldığında bazı çocuklar sürekli merkezde kalabilir, bazıları ise görünmezleşebilir.
Öğretmen şu noktalara dikkat etmelidir:
- Kim kimle oynuyor?
- Kim oyuna alınmıyor?
- Kim hep aynı çocuk tarafından yönetiliyor?
- Kim lider oluyor, kim sürekli takip ediyor?
- Kim oyuna girmek istiyor ama giremiyor?
- Kim yalnız kalmayı seçiyor, kim yalnız bırakılıyor?
- Çatışmalar nasıl çözülüyor?
- Hangi çocuk hangi ortamda daha rahat açılıyor?
Bu gözlemler olmadan “çocuk arkadaş edinemiyor” davranışı doğru anlaşılamaz.
Öğretmen çocuğun yerine arkadaş edinmez; fakat arkadaşlık kurabileceği sosyal koşulları düzenler.
Öğretmen Sosyal Köprü Nasıl Kurabilir?
Sosyal köprü, çocuğun tek başına geçmekte zorlandığı ilişki adımında öğretmenin kısa ve düzenleyici bir destek sunmasıdır.
Örneğin:
“Defne kule yapıyor, sen de yanına yol eklemek ister misin?”
“Arda oyuna katılmak istiyor. Ona nasıl bir rol verebiliriz?”
“Bu oyunu üç kişi oynayabilirsiniz. Biri doktor, biri hasta, biri hemşire olabilir.”
“Sen arabaları seviyorsun, Efe de yol yapıyor. İstersen ona bu arabayı götürelim.”
Bu müdahaleler çocuğu zorla gruba sokmaz. Oyunda anlamlı bir yer açar.
Sosyal köprü özellikle oyuna nasıl gireceğini bilmeyen çocuklar için çok değerlidir.
Çocuk Arkadaşları Tarafından Dışlanıyorsa Ne Yapılmalı?
Eğer çocuk gerçekten sık sık oyuna alınmıyor, “Sen oynama” cümleleriyle karşılaşıyor veya sınıfta dışarıda bırakılıyorsa bu durum ciddiye alınmalıdır.
Okul öncesi çocuklarda dışlama bazen bilinçli bir zorbalık gibi değil, oyun kontrolü ve sahiplenme şeklinde ortaya çıkar. Yine de etkisi çocuk için inciticidir.
Öğretmen şöyle yaklaşabilir:
“Bu oyuna kimlerin katılabileceğini birlikte düşünelim.”
“Bir arkadaşımız oyuna girmek istediğinde ona nasıl yer açabiliriz?”
“Sen oynamayacaksın demek yerine, bu oyunda hangi rolün uygun olduğunu konuşalım.”
Ancak her oyuna herkesin her zaman dahil olması da gerçekçi değildir. Çocukların bazen küçük grup kurma hakkı vardır. Önemli olan aynı çocuğun sistematik biçimde dışarıda bırakılmamasıdır.
Eğer bir çocuk sürekli dışlanıyorsa öğretmen sınıf içi ilişkileri düzenlemelidir.
Aile Çocuğuna “Sen de Onlara Git” Demeli mi?
Aile çocuğunu cesaretlendirmek isteyebilir. Ancak “Sen de git oynasaydın” cümlesi çocuğu yalnız bırakabilir.
Çocuk zaten bunu yapamadığı için üzülüyor olabilir.
Daha destekleyici cümleler:
“Onlarla oynamak istedin ama nasıl katılacağını bilemedin galiba.”
“Bu zor bir şey olabilir.”
“Yarın öğretmeninden yardım isteyebilirsin.”
“Bir arkadaşına ne söyleyebileceğini birlikte düşünebiliriz.”
Evde küçük rol oyunları yapılabilir:
“Ben blok oynayan arkadaşın olayım, sen oyuna katılmak isteyen çocuk ol.”
Çocuk şu cümleleri deneyebilir:
“Ben de oynayabilir miyim?”
“Bana da bir rol var mı?”
“Ben de yol yapabilir miyim?”
“Sana yardım edebilir miyim?”
Bu çalışmalar çocuğun sosyal cümle repertuvarını artırır.
Çocuğa Arkadaşlık Kurması İçin Baskı Yapmak Neden Yanlıştır?
Arkadaşlık baskıyla gelişmez.
“Bugün mutlaka biriyle oyna.”
“Niye arkadaşın yok?”
“Bak herkes arkadaş bulmuş.”
“Böyle yaparsan yalnız kalırsın.”
Bu cümleler çocuğun sosyal kaygısını artırabilir.
Çocuk arkadaşlık kurmayı doğal bir merak ve ilişki alanı olarak değil, başarılması gereken bir görev gibi yaşamaya başlar.
Arkadaşlık, performans hâline geldiğinde çocuk daha da gerilebilir.
Ailenin görevi çocuğu sorguya çekmek değil, sosyal deneyimlerini anlamaktır.
“Bugün kiminle oynadın?” sorusu yerine bazen daha açık sorular sorulabilir:
“Bugün bahçede en çok nerede durdun?”
“Sınıfta kimlerin oyununu izledin?”
“Biriyle oynamak istedin mi?”
“Oyuna girmek kolay mıydı, zor muydu?”
Bu sorular çocuğun deneyimini daha yumuşak biçimde açar.
Her Çocuğun Çok Arkadaşı Olmalı mı?
Hayır.
Bazı çocuklar çok sayıda arkadaşla oynamaktan hoşlanır. Bazıları bir ya da iki yakın arkadaşla daha rahat eder. Bazıları gün içinde hem yalnız oyuna hem ortak oyuna ihtiyaç duyar.
Sosyal gelişimin ölçüsü çocuğun çok arkadaşı olması değildir.
Önemli olan çocuğun ilişki kurabilmesi, gerektiğinde oyuna girebilmesi, sınır koyabilmesi, yardım isteyebilmesi ve arkadaşlık içinde kendisini bütünüyle kaybetmemesidir.
Bir çocuğun tek bir yakın arkadaşı olabilir ve bu onun için yeterli olabilir.
Ancak çocuk hiç ilişki kuramıyor, ilişkiye girmek istese de sürekli başarısız oluyor veya sistematik biçimde dışarıda kalıyorsa destek gerekir.
Çocuk Sürekli Aynı Arkadaşla Oynuyorsa Bu Sorun mu?
Bu konu arkadaş edinememekten farklıdır.
Bazı çocuklar yalnız kalmaz ama hep aynı arkadaşla oynar. Bu da aileleri kaygılandırabilir.
Tek bir arkadaşla yakın ilişki kurmak okul öncesi dönemde olağan olabilir. Çocuk güvenli bulduğu ilişki üzerinden sosyal dünyaya açılır.
Ancak bu ilişki çok kapalı hâle gelirse, çocuk başka hiçbir çocukla temas kuramazsa veya ilişkide sürekli biri diğerini yönetiyorsa öğretmen denge kurmalıdır.
Bu nedenle arkadaşlık çeşitliliği kadar ilişkinin niteliği de önemlidir.
Çocuklar neden hep aynı arkadaşla oynar sorusu, bazen güvenli bağlanma ve sosyal deneme alanı üzerinden düşünülmelidir.
Dil Gelişimi Arkadaş Edinmeyi Etkiler mi?
Evet.
Çocuğun arkadaşlık kurması için yalnızca istekli olması yetmez. Dili kullanabilmesi, kendini ifade edebilmesi ve başkasının sözünü anlayabilmesi önemlidir.
Dil gelişimi yaşıtlarına göre daha geride olan çocuklar oyuna girmekte zorlanabilir.
İsteklerini bedensel olarak gösterebilir, oyuncağı çekebilir, arkadaşını itebilir veya oyunu bozabilir. Bu durum diğer çocukların ondan uzaklaşmasına neden olabilir.
Bu durumda çocuk “saldırgan” ya da “uyumsuz” diye etiketlenmeden, iletişim becerileri desteklenmelidir.
Öğretmen kısa sosyal cümleler modelleyebilir:
“Ben de oynayabilir miyim?”
“Bana verir misin?”
“Sıra bende mi?”
“Bunu istemiyorum.”
“Yardım eder misin?”
Dil, sosyal ilişki için köprü kurar.
Duyusal Hassasiyetler Arkadaşlık Kurmayı Etkileyebilir mi?
Bazı çocuklar kalabalık seslerden, hızlı hareketlerden, fiziksel temastan veya yoğun grup oyunlarından zorlanabilir.
Bu çocuklar arkadaş istemedikleri için değil, ortam onlara fazla geldiği için geri çekilebilir.
Bahçede koşan çocuklar, yüksek sesli oyunlar, birbirine yakın oturma düzeni veya kalabalık masa etkinlikleri bazı çocukları yorabilir.
Bu durumda öğretmen çocuğa daha sakin sosyal fırsatlar sunabilir:
- İki kişilik oyun,
- Küçük masa etkinliği,
- Sessiz köşe,
- Daha yapılandırılmış eşli oyun,
- Bahçede daha sakin bir alan,
- Öğretmen destekli kısa sosyal temas.
Çocuğun sosyal dünyaya girmesi için bazen ortamın yoğunluğunu azaltmak gerekir.
Yaş Farkı Arkadaşlık Kurmayı Etkiler mi?
Evet.
2-3 yaşındaki çocukla 5-6 yaşındaki çocuğun arkadaşlık anlayışı aynı değildir.
Küçük çocuklar daha çok paralel oyun oynar. Yan yana oynarlar ama oyunu tam olarak paylaşmayabilirler. Bu durumda “arkadaş edinemiyor” demek doğru olmayabilir.
3-4 yaş döneminde çocuklar birlikte oyun kurmaya başlar ama paylaşım, sıra ve rol dağılımı hâlâ zordur.
4-5 ve 5-6 yaşlarda ortak oyun daha belirginleşir. Roller, kurallar ve arkadaş tercihleri daha görünür olur.
Bu nedenle çocuğun arkadaşlık gelişimi yaşına göre değerlendirilmelidir.
Ailelerin beklentisi çocuğun yaşından büyük olmamalıdır.
Anaokulunda Arkadaşlık Sorunları Ne Zaman Ciddiye Alınmalı?
Bazı arkadaşlık zorlukları gelişimsel ve geçicidir. Ancak bazı durumlar daha yakından izlenmelidir.
Şu durumlarda okul ve aile birlikte değerlendirme yapmalıdır:
- Çocuk uzun süre hiçbir akranla temas kurmuyorsa,
- Sürekli yalnız kalıyor ve bundan üzülüyorsa,
- Oyuna girmek istediği hâlde tekrar tekrar reddediliyorsa,
- Sınıfta sistematik olarak dışlanıyorsa,
- Arkadaşlarıyla temasları çoğunlukla çatışmayla sonuçlanıyorsa,
- Dil veya iletişim güçlükleri sosyal ilişkiyi belirgin etkiliyorsa,
- Öğretmen desteğine rağmen hiç ilerleme olmuyorsa,
- Çocuk okuldan arkadaşlık nedeniyle gitmek istememeye başlıyorsa,
- Evde “Kimse benimle oynamıyor” cümlesi sıklaşıyorsa,
- Çocuk sosyal ortamlar öncesi yoğun kaygı yaşıyorsa.
Bu durumda çocuğu suçlamak yerine sosyal deneyimin ayrıntılarına bakılmalıdır.
Aile Okulla Nasıl Konuşmalı?
Aile çocuğunun arkadaş edinemediğini düşünüyorsa öğretmenle suçlayıcı olmayan, gözleme dayalı bir konuşma yapmalıdır.
Şu sorular sorulabilir:
- Gün içinde daha çok kimlerle vakit geçiriyor?
- Tek başına oyun kurduğunda keyifli görünüyor mu?
- Oyuna girmek istediği ama zorlandığı oluyor mu?
- Arkadaşları onu oyuna alıyor mu?
- Hangi ortamlarda daha rahat?
- Bahçede mi, sınıfta mı daha sosyal?
- Öğretmen desteğiyle oyuna katılabiliyor mu?
- Belirli bir çocukla ilişkisi gelişiyor mu?
- Sosyal olarak desteklemek için okulda neler yapılıyor?
- Evde bizim destekleyebileceğimiz bir alan var mı?
Bu konuşma “Çocuğumla ilgilenilmiyor” noktasından değil, “Çocuğumun sosyal dünyasını birlikte anlayalım” noktasından kurulmalıdır.
Bahçeşehir’de Anaokulu Seçerken Arkadaşlık İlişkileri Nasıl Sorulmalı?
Bahçeşehir’de anaokulu arayan aileler çoğu zaman eğitim programı, İngilizce, bahçe, yemek ve güvenlik gibi başlıkları sorar. Bunlar önemlidir.
Ancak okul öncesi dönemde çocuğun arkadaşlık ilişkilerinin nasıl desteklendiği de en az program kadar önemlidir.
Okul görüşmesinde şu sorular sorulabilir:
- Çocuklar arasındaki arkadaşlık ilişkileri nasıl gözlemleniyor?
- Oyuna girmekte zorlanan çocuklara nasıl destek olunuyor?
- Öğretmen sosyal köprü kuruyor mu?
- Dışarıda kalan çocuklar nasıl fark ediliyor?
- Sınıf mevcudu öğretmenin sosyal ilişkileri izlemesine imkân veriyor mu?
- Çocuklar sürekli aynı gruplarda mı oynuyor, yoksa farklı eşleşmeler destekleniyor mu?
- Çatışmalar nasıl ele alınıyor?
- Çekingen çocuklara nasıl yaklaşılır?
- Arkadaşlık sorunları aileyle nasıl paylaşılır?
Bu sorular okulun sosyal gelişimi yalnızca “çocuklar birlikte oynuyor” düzeyinde mi, yoksa gözleme dayalı bir pedagojik süreç olarak mı ele aldığını gösterir.
Anaokulunda sınıf mevcudu, arkadaşlık ilişkilerinin öğretmen tarafından fark edilmesi ve desteklenmesi açısından da önemli bir ölçüttür.
Nova Anaokulu’nda Arkadaşlık İlişkileri Nasıl Desteklenir?
Nova Anaokulu’nda çocukların arkadaşlık ilişkileri kendi hâline bırakılan rastgele temaslar olarak görülmez.
Çünkü okul öncesi dönemde arkadaşlık, çocuğun sosyal dünyaya açılmasının en önemli yollarından biridir.
Nova’da öğretmen yalnızca çocukların aynı ortamda bulunup bulunmadığına bakmaz. Kimin kiminle oynadığını, kimin oyuna girmekte zorlandığını, kimin hep aynı role itildiğini, kimin dışarıda kaldığını ve kimin sessizce ilişki aradığını gözlemler.
Çocuk anaokulunda arkadaş edinemiyor gibi göründüğünde hemen “çekingen”, “uyumsuz” ya da “sosyal değil” diye etiketlenmez.
Önce şu sorular düşünülür:
Çocuk arkadaş istiyor mu?
Oyuna nasıl yaklaşmayı deniyor?
Hangi ortamlarda daha rahat?
Birebir ilişkide mi, küçük grupta mı daha kolay açılıyor?
Öğretmen desteğiyle oyuna girebiliyor mu?
Dışarıda mı bırakılıyor, yoksa henüz güven mi topluyor?
Sınıf içinde ona uygun sosyal köprüler kuruluyor mu?
Nova Anaokulu’nun çocuğa sunduğu önemli deneyimlerden biri şudur:
Arkadaşlık kurmak zor geldiğinde yalnız bırakılmam; ama benim yerime ilişki de kurulmaz. Bana ilişkiye yaklaşabileceğim güvenli yollar açılır.
Öğretmen çocuğu zorla gruba sokmaz. Ancak kenarda görünmez kalmasına da izin vermez.
Gerekli olduğunda bir oyun köprüsü kurar, ortak ilgi alanlarını fark eder, çocuğu küçük gruplarda destekler ve sosyal cesaretin yavaş yavaş gelişmesine alan açar.
Küçük Grup Arkadaşlık Gelişimini Nasıl Destekler?
Nova’da küçük grup yaklaşımı arkadaşlık gelişimi açısından da önemlidir.
Kalabalık sınıflarda bazı çocuklar daha hızlı görünür olur. Konuşan, hareket eden, liderlik eden çocuklar sosyal alanı daha kolay kaplar. Sessiz, yavaş ısınan veya oyuna giriş becerisi henüz gelişmekte olan çocuklar ise geri planda kalabilir.
Küçük grupta öğretmen çocukların sosyal konumlarını daha iyi fark eder.
Kim kime yaklaşmak istiyor?
Kim oyuna alınmıyor?
Kim hep izliyor ama hiç katılamıyor?
Kim hep aynı çocuğun peşinden gidiyor?
Kim yalnız kalınca rahat, kim yalnız kalınca üzgün?
Bu ayrıntılar fark edildiğinde çocuğa daha doğru destek verilir.
Arkadaşlık gelişimi yalnızca çok çocukla bir arada olmakla değil, anlamlı ve izlenen ilişkiler kurabilmekle desteklenir.
Aileler Evde Nasıl Destek Olabilir?
Çocuğu sorguya çekmeyin
“Bugün arkadaş edindin mi?” sorusu baskı yaratabilir.
Daha açık sorular sorun
“Bugün kimin oyununu izledin?” veya “Bahçede kimin yanında durdun?” gibi sorular daha yumuşaktır.
Çocuğu utandırmayın
“Neden arkadaşın yok?” cümlesi çocuğun sosyal kaygısını artırabilir.
Küçük sosyal cümleler çalışın
“Ben de oynayabilir miyim?” gibi cümleleri evde oyunla deneyebilirsiniz.
Tek arkadaş yeterli olabilir
Çocuğun çok sayıda arkadaşı olması gerekmez. Nitelikli bir ilişki de değerlidir.
Öğretmenle iş birliği yapın
Çocuğun okul içindeki sosyal deneyimini öğretmenden öğrenin.
Sosyal baskı kurmayın
“Yarın mutlaka biriyle oyna” demek yerine küçük denemeleri destekleyin.
Birebir oyun fırsatları yaratın
Okul dışı kısa ve sakin buluşmalar bazı çocuklara yardımcı olabilir.
Çocuğun mizacını kabul edin
Her çocuk sosyal ortama aynı hızda girmez.
Dışlanma ihtimalini ciddiye alın
Çocuk sürekli “Kimse benimle oynamıyor” diyorsa okuldan gözlem isteyin.
Kullanılabilecek Cümleler
“Arkadaşlarınla oynamak istedin ama nasıl katılacağını bilemedin galiba.”
“Bazen oyuna girmek zor olabilir.”
“Yarın öğretmeninle birlikte küçük bir yol deneyebilirsiniz.”
“Bir arkadaşla oynamak da yeterli olabilir.”
“Önce izlemek istemiş olabilirsin.”
“Senin için hangi çocukla oynamak daha kolay olurdu?”
“İstersen evde birlikte nasıl soracağını deneyebiliriz.”
“Arkadaşlık zamanla gelişebilir.”
Kaçınılması Gereken Cümleler
“Neden hiç arkadaşın yok?”
“Git herkesle oyna.”
“Böyle durursan yalnız kalırsın.”
“Sen çok çekingensin.”
“Arkadaş edinmek bu kadar zor mu?”
“Bak herkes oynuyor, sen neden oynamıyorsun?”
“Yarın mutlaka bir arkadaş bul.”
Bu cümleler çocuğun sosyal deneyimini kolaylaştırmaz. Çoğu zaman üzerine performans baskısı ekler.
Sonuç: Arkadaşlık Kurmak da Öğrenilen Bir Beceridir
Çocuk anaokulunda arkadaş edinemiyor gibi göründüğünde bunu hemen büyük bir sorun, kişilik özelliği veya dışlanma kanıtı olarak görmek doğru değildir.
Çocuk yeni ortama yavaş ısınıyor olabilir. Oyuna girmek istiyor ama nasıl yapacağını bilmiyor olabilir. Sosyal cesareti henüz gelişiyor olabilir. Kalabalık oyunlar ona fazla geliyor olabilir. Ya da gerçekten dışarıda kalıyor ve yetişkin desteğine ihtiyaç duyuyor olabilir.
Bu nedenle önemli olan davranışın arkasına bakmaktır.
Arkadaşlık okul öncesi dönemde kendiliğinden gelişebilir; ama her çocuk için aynı hızda ve aynı biçimde gelişmez.
Bazı çocuklar arkadaşlığı koşarak kurar.
Bazıları önce izler.
Bazıları öğretmenin yanında güven toplar.
Bazıları küçük bir köprüye ihtiyaç duyar.
Bazıları tek bir arkadaşla başlayıp zamanla genişler.
Ailenin ve okulun görevi çocuğu sosyal olmaya zorlamak değil, ilişki kurabileceği güvenli yollar açmaktır.
Çocuk arkadaşlık kurmayı öğrendiğinde yalnızca oyun arkadaşı bulmuş olmaz. Kendisini başka bir çocukla karşılaşma içinde tanımaya başlar.
Sıra bekler.
Reddedilmeyi taşır.
Yaklaşmayı dener.
Sınır koyar.
Paylaşır.
İtiraz eder.
Yeniden dener.
Arkadaşlık, çocuk için sosyal hayatın ilk laboratuvarlarından biridir.
Bu laboratuvarda çocuğun görülmeye, desteklenmeye ve acele ettirilmeden eşlik edilmeye ihtiyacı vardır.
Nova Anaokulu’nda çocukların arkadaşlık, oyun ve sosyal gelişim süreçlerinin nasıl desteklendiğini öğrenmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Çocuk anaokulunda arkadaş edinemiyor ne yapılmalı?
Önce çocuğun gerçekten dışlandığı mı, yoksa oyuna girmekte mi zorlandığı anlaşılmalıdır. Öğretmen gözlemi alınmalı, çocuğa sosyal köprüler kurulmalı ve evde küçük sosyal cümleler desteklenmelidir.
Çocuk anaokulunda yalnız oynuyorsa bu sorun mu?
Her zaman değildir. Tek başına oyun okul öncesi dönemde olağandır. Ancak çocuk sürekli yalnız kalıyor, bundan üzülüyor ve hiçbir akran ilişkisine geçemiyorsa destek gerekebilir.
Çocuk oyuna giremiyorsa öğretmen ne yapmalı?
Öğretmen çocuğu zorla gruba sokmak yerine, ortak ilgi alanları üzerinden küçük sosyal köprüler kurmalı ve oyunda ona uygun bir yer açmalıdır.
Çocuk arkadaşları tarafından dışlanıyorsa ne yapılmalı?
Bu durum ciddiye alınmalıdır. Öğretmen sınıf içi oyun dinamiklerini gözlemlemeli, dışlayıcı davranışları düzenlemeli ve çocuğun güvenli biçimde oyuna dahil olmasını desteklemelidir.
Her çocuğun çok arkadaşı olmalı mı?
Hayır. Bazı çocuklar bir ya da iki yakın arkadaşla daha rahat eder. Önemli olan çok sayıda arkadaş değil, çocuğun nitelikli ve güvenli ilişki kurabilmesidir.