Bir çocuk bloklardan uzun bir yol kurarken yetişkin yanına oturur:
“Bu ne yolu?”
“Arabalar nereye gidiyor?”
“Buraya bir köprü yapalım mı?”
“Kırmızı parçayı kullansana.”
Yetişkin iyi niyetlidir. Çocuğun oyununa ilgi göstermek, onu konuşturmak ve oyunu geliştirmek ister. Fakat birkaç dakika sonra ortaya çıkan oyun artık çocuğun kurduğu oyun olmaktan çıkabilir. Çocuk, kendi düşüncesini sürdürmek yerine yetişkinin sorularını cevaplamaya ve önerilerini uygulamaya başlayabilir.
Diğer uçta ise yetişkinin hiç yaklaşmadığı, yalnızca uzaktan izlediği bir tutum vardır. Oysa çocuk bazen oyununa bir ortak, yeni bir malzeme, küçük bir fikir veya arkadaşlarıyla ilişki kurabilmek için yetişkin desteği isteyebilir.
Bu nedenle çocuğun oyununa nasıl eşlik edilir sorusunun cevabı, “Her zaman katılın” ya da “Çocuğu tamamen kendi hâline bırakın” değildir.
Yetişkinin temel görevi oyunu yönetmek değil; çocuğun başlattığı deneyimi fark etmek, gerektiğinde ilişki kurmak, güvenli sınırı korumak ve oyunun yeniden çocuğa dönebilmesini sağlamaktır.
Oyun, erken çocukluk döneminde yalnızca eğlenme biçimi değildir. Çocuk oyun içinde düşünür, dili kullanır, ilişkileri dener, problem çözer ve deneyimlerini anlamlandırır. Nitelikli oyun zamanının değeri, yetişkinin sürekli öğretmesinden değil; çocuğun etkin, meraklı ve seçim yapabilen bir katılımcı olarak kalabilmesinden gelir.
Yetişkinin Rolü Oyunu Daha Etkileyici Hâle Getirmek Değildir
Yetişkinler çocuk oyununa katıldıklarında çoğu zaman farkında olmadan bir amaç getirir:
- Renkleri öğretmek,
- Çocuğu daha uzun konuşturmak,
- Doğru bir yapı kurmasını sağlamak,
- Oyuncakları uygun biçimde kullandırmak,
- Yeni bir hikâye başlatmak,
- Ortaya daha gelişmiş bir ürün çıkarmak.
Bunların her biri farklı zamanlarda değerli olabilir. Fakat yetişkinin amacı çocuğun amacının önüne geçtiğinde oyun giderek bir etkinliğe, derse veya performansa dönüşür.
Çocuk için oyunun temel unsurlarından biri, oyuna katılma, yönünü belirleme ve devam edip etmeme konusunda belirli ölçüde söz sahibi olmasıdır. NAEYC de yetişkin yönlendirmesi arttıkça etkinliğin çocuk tarafından oyun olarak algılanma ihtimalinin azalabileceğini belirtir.
Bu nedenle iyi eşlik şu üç rol arasında hareket eder:
Oyun ortağı: Çocuk davet ettiğinde onun kurduğu role girer.
Kolaylaştırıcı: Malzeme, sözcük veya küçük bir olasılık sunar.
Çerçeveyi koruyan yetişkin: Güvenlik, beden sınırları ve ortak yaşam gerektiğinde müdahale eder.
Yetişkin her an bu rollerin üçünü birden üstlenmek zorunda değildir. Bazen en doğru eşlik, çocuğun yanında sessizce bulunmak veya oyunun dışına çekilmektir.
Oyuna Girmeden Önce Bir Süre İzleyin
Çocuk oyun oynarken yetişkinin ilk adımı konuşmak değil, görmek olabilir.
Kısa bir gözlem şu soruların cevabını anlamanıza yardım eder:
Çocuk ne yapmaya çalışıyor?
Bir nesneyi araştırıyor mu, bir hikâye mi kuruyor?
Oyunda hangi şey sürekli tekrarlanıyor?
Çocuk sizden yardım mı istiyor, yoksa yalnızca yakınında bulunmanızı mı tercih ediyor?
Bir güçlükle karşılaştığında çözüm arıyor mu?
Oyunun duygusu nasıl: neşeli, yoğun, meraklı, gergin, sakin?
Örneğin çocuk bloklardan bir köprü yapıyor ve köprü sürekli yıkılıyor olabilir. Yetişkin hemen daha sağlam bir yöntem göstermek isteyebilir. Fakat çocuk her yıkılıştan sonra yeni bir parça seçiyor, tabanı değiştiriyor ve yeniden deniyorsa zaten problem çözmektedir.
Yetişkin çözümü gösterdiğinde köprü daha hızlı tamamlanabilir; ancak çocuğun düşünme süreci yarıda kalabilir.
Bu durumda şu cümle yeterli olabilir:
“Köprü yine yıkıldı. Bu kez alttaki parçaları değiştirdin.”
Bu ifade ne yapılacağını söylemez. Çocuğun yaptığı denemeyi görünür hâle getirir.
Duyarlı yetişkin-çocuk ilişkisi de büyük ölçüde bu karşılıklılığa dayanır: Çocuk bir bakış, hareket, ses veya davranışla ilişki başlatır; yetişkin bunu fark eder ve çocuğun işaretine uygun bir karşılık verir. Harvard Çocuk Gelişimi Merkezi bu tür karşılıklı etkileşimleri “serve and return” olarak tanımlar.
Yetişkin Ne Zaman Oyuna Katılmalıdır?
Her çocuk yetişkini oyununa aynı biçimde davet etmez. Bazısı “Sen de doktor ol” der. Bazısı bir oyuncağı uzatır. Bir başkası yetişkine bakar, yaptığı şeyi gösterir veya yakınında tekrar tekrar aynı hareketi yapar.
Oyuna katılmak özellikle şu durumlarda anlamlı olabilir:
Çocuk açıkça davet ediyorsa
Çocuk size bir rol verdiyse önce onun tarif ettiği rolü kabul etmek oyunun sahipliğini korur.
Çocuk “Sen hastasın” dediğinde yetişkinin hemen hastanenin nasıl işleyeceğini planlaması gerekmez. Önce hasta rolüne girip çocuğun hikâyeyi nereye taşıdığını izleyebilir.
Çocuk: “Sen hastasın, burada yatacaksın.”
Yetişkin: “Burada yatıyorum. Doktorun gelmesini bekliyorum.”
Bu cevap oyuna katılır fakat hikâyenin yönünü belirlemez.
Çocuk ilişki kurmak istiyor fakat oyunu başlatamıyorsa
Bazı çocuklar yetişkinin yanında olmak ister, fakat ne oynayacağını söyleyemez. Bu durumda yetişkin sınırlı bir başlangıç sunabilir:
“Arabaları buraya getirdin. Bir tanesini ben süreyeyim mi?”
Çocuk kabul ederse oyun başlayabilir. Kabul etmezse yetişkin geri çekilebilir.
Amaç çocuğa sürekli oyun üretmek değil, kendi oyununu başlatabileceği küçük bir eşik oluşturmaktır.
Oyuna girmek isteyen çocuk sosyal bir köprüye ihtiyaç duyuyorsa
Bir çocuk arkadaşlarının oyununu izliyor fakat nasıl katılacağını bilemiyor olabilir. “Git, onlarla oyna” demek çoğu zaman yeterli değildir.
Öğretmen daha somut bir köprü kurabilir:
“Defne hayvanlar için bir ev yapıyor. Sen elindeki taşları evin bahçesine eklemek ister misin?”
Bu müdahale çocuğu grubun içine zorla yerleştirmez. Ona oyunda anlaşılabilir bir giriş noktası sunar.
Oyun küçük bir destekle yeniden hareket edebilecekse
Çocuk oyununu sürdüremiyor çünkü ihtiyaç duyduğu malzemeyi bulamıyor olabilir. Yetişkin çözümü üstlenmek yerine seçenek gösterebilir:
“Uzun bir yol yapmak istiyorsun ama parçalar yetmedi. Şu kutuda kullanabileceğin başka malzemeler olabilir.”
Çocuk hangi malzemeyi ve nasıl kullanacağını yine kendisi belirler.
Oyuna Nasıl Katılmalı?
Oyuna katılmanın en güvenli yollarından biri, çocuğun kurduğu ritmi bir süre takip etmektir.
Önce taklit edin
Çocuk arabayı zeminde yavaşça sürüyorsa yetişkin başka bir arabayı benzer biçimde sürebilir. Çocuk kuma taşlar diziyorsa yetişkin yakınında birkaç taş seçebilir.
Taklit, “Senin yaptığın şeyle ilgileniyorum” mesajı verir. Bunun yanında çocuğun oyununun yönünü hemen değiştirmez.
Yaptığını tarif edin
Yorumlamak yerine gördüğünüz şeyi anlatabilirsiniz:
“Bütün hayvanları küçük kutunun içine koydun.”
“Bu araba her seferinde aynı yerden düşüyor.”
“Bebeği battaniyeye sardın ve yanında bekliyorsun.”
Bu tür cümleler çocuğun deneyimine dil ekler; fakat oyuna kesin bir anlam yüklemez.
“Bebek annesini özlediği için ağlıyor” dediğinizde hikâyeyi siz belirlemiş olursunuz. “Bebek ağlıyor ve sen yanında bekliyorsun” dediğinizde anlamı çocuğa bırakırsınız.
Küçük bir öneri sunup bekleyin
Bir önerinin eşlik mi yoksa yönlendirme mi olduğunu, çocuğun onu reddedip reddedemediği belirler.
“Bu kutu garaj olabilir mi?”
Çocuk “Hayır, burası ev” diyorsa yetişkinin cevabı şöyle olabilir:
“Tamam, burası ev.”
Önerinin reddedilebilmesi oyunun çocuğa ait kalmasını sağlar.
Çocuğun verdiği rolün dışına taşmayın
Çocuk size kasiyer rolü verdiyse sizden beklenen şey mağazayı baştan düzenlemek olmayabilir. Çocuğun rol dağılımını takip edin. Oyunun içindeki küçük tutarsızlıkları düzeltmek zorunda değilsiniz.
Hayalî oyunda muzun telefon, kutunun araba veya taşın pasta olmasına izin vardır. Yetişkinin gerçeklik bilgisini her an oyuna taşıması gerekmez.
Çok Fazla Soru Oyunu Bir Sınava Dönüştürebilir
Yetişkinler ilgilerini çoğu zaman soru sorarak gösterir. Ancak art arda gelen sorular çocuğun oyununu anlatma zorunluluğu yaratabilir:
“Bu kim?”
“Nereye gidiyor?”
Bu ne renk?”
“Kaç tane araba var?”
“Sonra ne olacak?”
Çocuk bir süre sonra oynamak yerine cevap vermeye başlayabilir. Özellikle yetişkinin cevabını zaten bildiği sorular, oyundaki karşılıklı ilişkiden çok değerlendirme duygusu yaratabilir.
Soruyu tamamen bırakmak gerekmez. Önemli olan sorunun gerçekten meraktan doğması ve oyunu yetişkinin hedeflediği yöne zorlamamasıdır.
Şu iki yaklaşım arasındaki fark belirgindir:
“Bu hangi renk?”
“Bu parçayı diğerlerinden ayırdın.”
İlk cümlede yetişkin bildiği bir cevabı çocuktan ister. İkincisinde çocuğun yaptığı seçimi fark eder.
Açık bir soru sorulacaksa çocuğa cevap vermeme veya oyunu başka yönde sürdürme alanı bırakılmalıdır:
“Bu yolun sonunda ne olabilir, merak ettim.”
Çocuk cevap vermezse yetişkin soruyu tekrarlamadan oyunu izlemeye devam edebilir.
Yetişkin Ne Zaman Geri Çekilmelidir?
Çocuk oyuna yoğunlaşmışsa, kendi çözümlerini üretiyorsa ve yetişkinin varlığına ihtiyaç göstermiyorsa geri çekilmek oyuna verilen değerin bir parçasıdır.
Özellikle şu işaretler geri çekilmenin uygun olabileceğini gösterir:
- Çocuk uzun süre odaklanmış biçimde çalışıyorsa,
- Bir sorunu farklı yollarla çözmeye devam ediyorsa,
- Yetişkinin önerilerini duymuyor veya reddediyorsa,
- Yetişkin katıldığında çocuk pasifleşiyorsa,
- Çocuk sürekli yetişkinin ne yapacağını beklemeye başladıysa,
- Oyunun yönünü büyük ölçüde yetişkin belirliyorsa.
Geri çekilmek çocuğu terk etmek anlamına gelmez. Yetişkin yakınlarda bulunabilir, başka bir işle ilgilenebilir ve çocuk yeniden ilişki aradığında ulaşılabilir olabilir.
Harvard’ın oyun önerilerinde de çocuklar büyüdükçe yetişkinin giderek daha fazla geri çekilmesi ve çocukların bağımsızlığına alan açılması vurgulanır.
Çocuk “Artık sen oynama” dediğinde bunu kişisel bir reddedilme olarak değerlendirmemek gerekir. Çocuk bazen oyununu yalnız sürdürmek veya akranıyla devam etmek isteyebilir. Bu, yetişkinle ilişkisinin zayıf olduğu anlamına gelmez.
Her Oyuna Müdahale Etmemek, Hiç Sınır Koymamak Değildir
Çocuk oyununa saygı duymak, oyunda ortaya çıkan her şeye izin vermek değildir.
Yetişkin şu durumlarda doğrudan müdahale etmelidir:
- Bir çocuğun bedeni veya güvenliği tehlikedeyse,
- Bir çocuk diğerinin “dur” veya “istemiyorum” işaretini sürekli görmezden geliyorsa,
- Oyun baskıya, korkutmaya veya aşağılamaya dönüşüyorsa,
- Çatışma çocukların mevcut kapasiteleriyle çözülemeyecek kadar yoğunlaşmışsa,
- Malzeme güvenli olmayan biçimde kullanılıyorsa,
- Bir çocuk oyunda sürekli dışarıda bırakılıyor ve bunu tek başına değiştiremiyorsa.
Müdahale mümkün olduğunca davranışa yönelmeli, çocuğun kişiliğini hedef almamalıdır:
“Kılıcı arkadaşının bedenine vurmanıza izin vermeyeceğim.”
“O dur dedi. Oyuna devam etmek için başka bir yol bulmamız gerekiyor.”
“İkiniz de aynı kamyonu istiyorsunuz. Çekiştirmenize izin vermeyeceğim.”
Bu cümlelerde oyun yasaklanmaz; güvenli çerçeve korunur.
Ardından yetişkin çözümü tamamen hazır vermek yerine seçenek oluşturabilir:
“Kamyonu sırayla kullanabilir ya da bu kutudan başka bir araç yapabilirsiniz.”
Çocukların her çatışmayı tek başına çözmesini beklemek de her anlaşmazlığı yetişkin kararıyla bitirmek de öğrenme alanını daraltabilir.
Rehberli Oyun ile Serbest Oyun Aynı Şey Değildir
Serbest oyunda oyunun başlangıcı, yönü ve süresi büyük ölçüde çocuğa aittir. Rehberli oyunda ise yetişkin bir öğrenme amacı veya çevresel düzenleme getirir; fakat çocuğun seçim yapma ve keşfetme alanını korumaya çalışır.
Örneğin öğretmen farklı uzunluklarda borular, kaplar ve su sunabilir. Çocukların suyun akışıyla oynamasına izin verirken şu tür bir yorum yapabilir:
“Bu borudan su daha hızlı çıktı. Sence ne değişti?”
Bu, doğrudan “Uzun boruda su şöyle akar” biçiminde bilgi vermekten farklıdır. Çocuğun araştırması sürerken öğretmen dikkatini belirli bir özelliğe yöneltir.
Rehberli oyun üzerine 39 araştırmayı inceleyen bir sistematik derleme ve meta-analiz, bazı erken matematik, şekil bilgisi, görev değiştirme ve mekânsal sözcük dağarcığı sonuçlarında doğrudan öğretime kıyasla avantajlar bulmuştur. Ancak sonuçlar bütün gelişim alanlarında aynı değildir; bazı analizlerde kanıt sınırlı veya belirsizdir. Dolayısıyla bu bulgu “Rehberli oyun her koşulda serbest oyundan veya öğretimden üstündür” biçiminde yorumlanmamalıdır.
Nitelikli erken çocukluk programı yalnızca serbest oyundan ya da yalnızca yetişkin yönlendirmesinden oluşmaz. Serbest oyun, rehberli oyun, ortak çalışmalar ve gerektiğinde doğrudan açıklama dengeli biçimde kullanılabilir. NAEYC ve güncel MEB Okul Öncesi Eğitim Programı da çocuk merkezli, oyun temelli ve gelişimsel bir çerçeveye vurgu yapar.
Evde Sık Karşılaşılan Dört Müdahale Biçimi
Her oyunu öğretim fırsatına çevirmek
Çocuk yemek yapma oyunu oynarken sürekli renk, sayı ve şekil soruları sormak oyunun kurduğu ilişkiyi zayıflatabilir.
Öğrenme zaten oyunun içinde ortaya çıkabilir. Yetişkinin her öğrenmeyi görünür bir derse dönüştürmesi gerekmez.
Çocuğun yerine yapmak
Yapı yıkılmasın diye parçaları düzeltmek, makas kullanırken çalışmayı yetişkinin tamamlaması veya oyunun çatışmasını hemen çözmek kısa vadede işi kolaylaştırır. Fakat çocuğun deneme, hata yapma ve yeniden başlama alanını azaltabilir.
Yardım teklif edilebilir:
“Bir kısmını birlikte mi yapalım, yoksa biraz daha kendin denemek ister misin?”
Sürekli övgü vermek
“Harika”, “mükemmel”, “çok güzel yaptın” gibi genel övgüler sıcak bir ilişki içinde doğal olarak ortaya çıkabilir. Ancak her adımda yetişkin onayı sunulduğunda çocuğun dikkati yaptığı şeyden yetişkinin değerlendirmesine kayabilir.
Bunun yerine sürece ilişkin gözlem paylaşılabilir:
“Uzun süre denedin ve farklı bir yol buldun.”
“İki parçanın birbirini tuttuğunu fark ettin.”
Amaç övgüyü tamamen kaldırmak değil, çocuğun ne yaptığını kendisinin de görebilmesine yardım etmektir.
Çocuğun sürekli oyun arkadaşı olmak
Çocukla oyun oynamak ilişki için değerlidir. Ancak yetişkin her sıkılma anında oyun başlattığında çocuk kendi fikrini üretmek, yalnız oynamak veya akranlarına yönelmek için daha az fırsat bulabilir.
Çocuğun “Benimle oyna” talebine bazen katılmak, bazen kısa bir başlangıç sunmak, bazen de açık bir sınır koymak mümkündür:
“On dakika seninle oynayacağım. Sonra yemeği hazırlamaya döneceğim.”
Sınır koymak ilişkiyi reddetmek değildir. Çocuğun yetişkinin de ayrı bir zamanı ve işi olduğunu deneyimlemesine yardım eder.
Anaokulunda Öğretmenin Oyun Sırasındaki Rolü
Okul ortamında öğretmen yalnızca tek bir çocuğun oyununa eşlik etmez. Aynı anda sınıfın güvenliğini, malzemelerin kullanımını, çocuklar arasındaki ilişkileri ve oyuna ulaşmakta zorlanan çocukları da izler.
Bu nedenle nitelikli öğretmen desteği sürekli oyunun içinde bulunmak anlamına gelmez. Öğretmen bazen:
- Çocukların kendi oyununu kurabilmesi için kesintisiz zaman korur,
- Malzemeleri erişilebilir hâle getirir,
- Oyuna giremeyen çocuk için sosyal bir köprü oluşturur,
- Tekrarlanan oyun örüntülerini gözlemler,
- Güvenlik gerektiğinde sınır koyar,
- Birkaç sözcükle oyunu derinleştirir,
- Çocuklar ilişkiyi sürdürebildiğinde geri çekilir.
Nova’nın oyun yaklaşımında öğretmenin temel sorusu yalnızca “Çocuk hangi etkinliği tamamladı?” değildir. Çocuğun neye yöneldiği, hangi oyunu sürdürdüğü, kimlerle ilişki kurduğu, nerede yardıma ihtiyaç duyduğu ve yetişkin desteğinden sonra oyunu yeniden üstlenip üstlenemediği de önemlidir.
Serbest oyun için zaman ve alan korunurken öğretmen her oyunu bir eğitim ürününe dönüştürmeye çalışmaz. Bahçede başlayan bir araştırma, sınıfta devam eden bir yapı veya birkaç gün boyunca tekrar edilen bir hikâye çocuğun deneyiminin parçası olarak izlenebilir.
Oyun içindeki yoğun veya tekrarlayan temalar da tek başına psikolojik biçimde yorumlanmaz. Gerektiğinde öğretmen gözlemleri aileyle ve okulun oyun terapistiyle birlikte düşünülür; ancak bir oyun sahnesinden tanısal sonuç çıkarılmaz.
İyi Bir Eşlikten Sonra Oyun Yeniden Çocuğa Dönebilmelidir
Yetişkinin desteğinin niteliğini anlamak için şu soruya bakılabilir:
Yetişkin katıldıktan sonra çocuk daha etkin mi oldu, yoksa yetişkini mi izlemeye başladı?
İyi bir destekten sonra çocuk:
- Yeni bir deneme yapabilir,
- Kendi fikrini sürdürebilir,
- Yetişkinin önerisini değiştirebilir,
- Bir arkadaşına yaklaşabilir,
- Yardımı sonlandırıp oyuna tek başına devam edebilir.
Yetişkin oyuna katıldıktan sonra çocuk sürekli “Şimdi ne yapacağız?” diye soruyor, yetişkinin kurduğu hikâyeyi takip ediyor veya yalnızca verilen görevleri yerine getiriyorsa müdahale fazla gelmiş olabilir.
Eşlik, yetişkinin oyun içindeki varlığını artırmak için değil, çocuğun oyun içindeki varlığını güçlendirmek için kullanılmalıdır.
Sonuç
Çocuğun oyununa nasıl eşlik edilir sorusunun en temel cevabı, çocuğun işaretlerini izleyerek verilir.
Bazen çocuk bir oyun ortağı ister. Bazen küçük bir sözcüğe, malzemeye veya sosyal köprüye ihtiyaç duyar. Bazen de yetişkinin hiçbir şeyi düzeltmeden yakınında bulunmasını ister.
Yetişkinin görevi oyunu daha hızlı ilerletmek, daha öğretici görünmesini sağlamak veya ortaya etkileyici bir sonuç çıkarmak değildir.
Önce oyunun ne söylediğini dinlemek gerekir.
Çocuk kendi çözümünü arıyorsa beklemek, davet ettiğinde katılmak, ilişki zorlandığında köprü kurmak, güvenlik gerektiğinde sınır koymak ve oyun yeniden ilerlediğinde geri çekilmek…
Nitelikli eşlik, yetişkinin ne kadar çok şey yaptığıyla değil; yaptığı müdahalenin çocuğun oyununu ne kadar koruduğuyla anlaşılır.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğum sürekli benimle oynamak istiyor, ne yapmalıyım?
Çocuğun yetişkinle oyun istemesi doğal bir ilişki talebidir. Her talebe sınırsız biçimde katılmak gerekmez. Belirli bir süre birlikte oynayıp ardından sınırı açıklayabilirsiniz. Çocuğun tek başına başlayabileceği malzemeleri erişilebilir tutmak ve oyundan bir anda değil, önceden haber vererek ayrılmak geçişi kolaylaştırabilir.
Çocuk oyununa yetişkin hiç müdahale etmemeli mi?
Hayır. Güvenlik, beden sınırları, yoğun çatışma, dışlanma veya çocuğun yardım istemesi yetişkin müdahalesini gerektirebilir. Önemli olan müdahalenin oyunun tamamını ele geçirmemesi ve mümkün olduğunda kontrolü yeniden çocuklara bırakmasıdır.
Çocuğun oyununa soru sormak yanlış mı?
Soru sormak yanlış değildir. Fakat art arda gelen, yetişkinin cevabını bildiği veya çocuğu belirli bir sonuca yönelten sorular oyunu sınava dönüştürebilir. Gerçek meraktan doğan, cevap zorunluluğu yaratmayan ve çocuğun oyununu sürdürebildiği sorular daha uygundur.
Çocuğum oyunu sürekli “yanlış” oynuyor, düzeltmeli miyim?
Oyuncağın güvenli kullanımını etkileyen bir durum yoksa, materyalin yetişkinin öngörmediği biçimde kullanılması oyunun doğal bir parçası olabilir. Çocuk kutuyu araba, taşı yiyecek veya bir bloğu telefon olarak kullanabilir. Sembolik oyunda tek bir doğru kullanım bulunmaz.
Öğretmenin çocuklarla sürekli oynaması iyi bir işaret midir?
Öğretmenin çocuklarla oyun kurabilmesi değerlidir; fakat sürekli oyunu yönetmesi gerekli değildir. Güçlü öğretmen, ne zaman katılacağını, ne zaman gözlemleyeceğini ve çocuklar oyunu sürdürebildiğinde ne zaman geri çekileceğini ayırt edebilir.
Kaynakça
- National Association for the Education of Young Children. (2020). Developmentally Appropriate Practice: A Position Statement of the National Association for the Education of Young Children. NAEYC.
- Yogman, M., Garner, A., Hutchinson, J., Hirsh-Pasek, K. ve Golinkoff, R. M. (2018). The Power of Play: A Pediatric Role in Enhancing Development in Young Children. Pediatrics, 142(3), e20182058. DOI: 10.1542/peds.2018-2058.
- Skene, K., O’Farrelly, C. M., Byrne, E. M., Kirby, N., Stevens, E. C. ve Ramchandani, P. G. (2022). Can Guidance During Play Enhance Children’s Learning and Development in Educational Contexts? A Systematic Review and Meta-analysis. Child Development, 93(4), 1162–1180. DOI: 10.1111/cdev.13730.
- Center on the Developing Child at Harvard University. Serve and Return: Back-and-Forth Exchanges.
- T.C. Millî Eğitim Bakanlığı. (2024). Okul Öncesi Eğitim Programı. Temel Eğitim Genel Müdürlüğü.