Birçok ebeveyn çocuğunu okuldan aldıktan sonra aynı soruyu sorar:
“Bugün okulda ne yaptın?”
Çocuk ise çoğu zaman kısa bir cevap verir:
“Hiçbir şey.”
“Bilmiyorum.”
“Oynadım.”
“Hatırlamıyorum.”
Bazı çocuklar konuyu hemen değiştirir, bazıları hiç cevap vermez, bazıları da yalnızca günün çok küçük bir ayrıntısından söz eder. Bu durum ailelerde merak ve bazen kaygı oluşturabilir.
“Çocuğum neden anlatmıyor?”
“Okulda bir şey mi oldu?”
“Benden bir şey mi saklıyor?”
“Öğretmeniyle ya da arkadaşlarıyla sorun mu yaşıyor?”
Çocuk okulda ne yaptığını anlatmıyor olması, çoğu zaman okulda kötü bir deneyim yaşadığı anlamına gelmez. Okul öncesi çocukların gün içinde yaşadıkları olayları hatırlaması, sıraya koyması, önemli olanı seçmesi ve bunu sözcüklerle anlatması yetişkinlerden daha zordur.
Çocuk birçok deneyim yaşamış olabilir; fakat bunları “günün özeti” hâline getirmek için henüz yeterli dilsel ve zihinsel beceriye sahip olmayabilir.
Bu nedenle çocuğun anlatmaması ile çocuğun hiçbir şey yaşamaması ya da bir şey saklaması birbirinden ayrılmalıdır.
“Bugün Ne Yaptın?” Sorusu Çocuk İçin Neden Zordur?
Yetişkinler için “Bugün ne yaptın?” oldukça basit bir soru gibi görünür. Ancak okul öncesi çocuk açısından oldukça geniş ve soyut bir sorudur.
Çocuk sabah okula gelmiş, sınıfa girmiş, oyuncaklarla oynamış, kahvaltı etmiş, bahçeye çıkmış, arkadaşlarıyla tartışmış, resim yapmış, yemek yemiş, öğretmeniyle konuşmuş ve gün içinde onlarca küçük olay yaşamış olabilir.
Yetişkin ondan bütün bu deneyimler arasından önemli olanı seçmesini, zaman sırasına koymasını ve karşısındaki kişinin anlayacağı biçimde anlatmasını bekler.
Bu beceri birkaç farklı zihinsel işlev gerektirir:
- Olayı hatırlamak,
- Zaman sırasını kurmak,
- Önemli ayrıntıyı seçmek,
- Duyguyu tanımak,
- Uygun sözcükleri bulmak,
- Dinleyenin neyi bilmediğini fark etmek,
- Anlatıyı sürdürmek.
Okul öncesi dönemde bu becerilerin tümü gelişmeye devam eder. Bu nedenle çocuk günü yaşamış olabilir ama anlatıya dönüştürmekte zorlanabilir.
Çocuk “Hiçbir Şey Yapmadım” Derken Ne Demek İstiyor Olabilir?
Çocuk “Hiçbir şey yapmadım” dediğinde bunu yetişkin anlamıyla söylemiyor olabilir.
Bu cevap bazen şunlardan birini anlatır:
- Soruyu çok geniş bulduğunu,
- Nereden başlayacağını bilmediğini,
- Yorgun olduğunu,
- Konuşmak istemediğini,
- Günün onun için öne çıkan tek bir anını bulamadığını,
- Hemen başka bir şeye geçmek istediğini,
- Yaşadıklarını henüz zihninde düzenlemediğini.
Çocuk gerçekten bütün gün hiçbir şey yapmamış değildir. Ancak yetişkinin beklediği türde bir özet sunamaz.
Bu nedenle “Nasıl hiçbir şey yapmadın, bütün gün okuldaydın” demek çocuğu konuşmaya yaklaştırmayabilir. Tam tersine, verdiği cevabın yanlış bulunduğunu hissetmesine neden olabilir.
Daha sakin bir yaklaşım kullanılabilir:
“Şimdi anlatmak istemiyor olabilirsin.”
“Sonra aklına gelirse söylersin.”
“Bugün seni en çok güldüren şeyi merak ediyorum.”
Bu tür cümleler baskıyı azaltır.
Çocuk Gününü Neden Kronolojik Anlatamaz?
Küçük çocuklar zaman kavramını yetişkinler gibi örgütlemez. “Sabah”, “öğleden sonra”, “önce”, “sonra” ve “en son” gibi kavramlar gelişmeye devam eder.
Bu nedenle çocuk bir olayı anlatırken zaman sırasını karıştırabilir. Dün olan bir şeyi bugün olmuş gibi söyleyebilir. Haftalar önce yaşadığı bir olayı yeni yaşanmış gibi aktarabilir.
Bu durum her zaman yalan söylemek anlamına gelmez.
Çocuk deneyimleri zaman çizelgesi üzerinden değil, duygusal önem üzerinden hatırlayabilir. Onu en çok etkileyen olay zihninde daha yakın hissedilebilir.
Örneğin çocuk geçen hafta arkadaşının oyuncağını aldığını bugün olmuş gibi anlatabilir. Çünkü olay hâlâ onun için canlıdır.
Yetişkinin görevi hemen düzeltmek değil, anlatıyı anlamaya çalışmaktır:
“Bu bugün mü oldu, daha önce mi olmuştu, birlikte düşünelim.”
Bu yaklaşım çocuğun zaman sırasını kurmasına yardımcı olur.
Okuldan Hemen Sonra Soru Sormak Neden İşe Yaramayabilir?
Okul çıkışı çocuk çoğu zaman yorgun, aç veya yoğun uyaranlardan etkilenmiş olabilir. Eve geçişe, ebeveyniyle yeniden buluşmaya ve dinlenmeye ihtiyaç duyabilir.
Bu sırada art arda gelen sorular çocuğu daha da yorabilir:
“Ne yedin?”
“Kimle oynadın?”
“Öğretmenin ne dedi?”
“Uyudun mu?”
“Arkadaşınla kavga ettin mi?”
Çocuk bu soruları bir ilgi göstergesi olarak değil, cevap vermesi gereken yeni görevler olarak deneyimleyebilir.
Çocuk okuldan gelince neden huysuz olur? yazısında da ele aldığımız gibi, okul sonrası saatler çocuğun gün boyunca biriken yorgunluğu ve duyguları bıraktığı hassas bir geçiş dönemidir.
Bu nedenle okul çıkışında önce bağ kurmak daha işlevli olabilir:
“Seni gördüğüme sevindim.”
“Eve gidince biraz dinlenelim.”
“Anlatmak istediğin bir şey olursa dinlerim.”
Çocuk konuşmaya hazır olduğunda daha fazla ayrıntı paylaşabilir.
Çocuğa Nasıl Sorular Sorulabilir?
Genel sorular yerine daha somut ve dar sorular çocuk için daha kolay olabilir.
“Bugün ne yaptın?” yerine şu sorular sorulabilir:
- Bugün bahçeye çıktınız mı?
- En çok hangi oyuncakla oynadın?
- Bugün seni güldüren bir şey oldu mu?
- Öğretmenin bir hikâye okudu mu?
- Yemekte sevdiğin bir şey var mıydı?
- Bugün kimin yanında oturdun?
- Bir arkadaşına yardım ettin mi?
- Bugün zor gelen bir şey oldu mu?
- Sınıfta en çok hangi sesi duydun?
- Bugün yaptığın bir şeyi bana göstermek ister misin?
Bu soruların tamamını aynı anda sormak gerekmez. Bir veya iki soru yeterlidir.
Amaç çocuğu sorgulamak değil, hatırlamasına yardımcı olacak küçük ipuçları sunmaktır.
Açık Uçlu Sorular mı, Somut Sorular mı?
Açık uçlu sorular çocuğun düşünmesini destekler. Ancak çok geniş olduğunda zorlayıcı olabilir.
“Bugün nasıldı?” sorusu bazı çocuklar için fazla soyuttur. “Bugün seni en çok ne güldürdü?” daha somuttur ama yine de çocuğa kendi cevabını oluşturma alanı bırakır.
Kapalı sorular ise yalnızca evet-hayır cevabı üretir:
“Bahçeye çıktınız mı?”
“Yemeğini yedin mi?”
Bu sorular başlangıç için yararlı olabilir. Ancak sohbet yalnızca kontrol listesine dönüşmemelidir.
Daha dengeli bir sıra izlenebilir:
“Bugün bahçeye çıktınız mı?”
“Orada ne dikkatini çekti?”
“Sonra ne yaptınız?”
Böylece çocuk küçük ipuçlarıyla anlatıya yaklaşabilir.
Çocuğu Yanlış Cevap Vermekten Korkutmak
Bazı çocuklar anlattıkları düzeltiliyor, sorgulanıyor veya çelişkileri hemen yakalanıyorsa konuşmaktan kaçınabilir.
Örneğin çocuk “Bugün makarna yedik” dediğinde ebeveyn okul menüsüne bakarak “Hayır, bugün çorba vardı” diyebilir. Çocuk gerçekten yanılmış olabilir, başka bir günü hatırlamış olabilir ya da yalnızca yemeğin bir bölümünü söylemiş olabilir.
Her ayrıntıyı düzeltmek çocuğa anlatısının güvenilmez olduğu hissini verebilir.
Daha meraklı bir dil kullanılabilir:
“Sen makarnayı hatırlıyorsun. Belki başka bir gün yemiştiniz.”
“Bugün hangi yemeği daha çok sevdin?”
“Menüde çorba görünüyor, acaba ikisi de olmuş olabilir mi?”
Amaç çocuğu sınamak değil, anlatma becerisini desteklemektir.
Çocuk Yalnızca Olumsuz Olayları Anlatıyorsa Ne Anlama Gelir?
Bazı çocuklar günün tamamı olumlu geçmiş olsa bile yalnızca arkadaşının oyuncağını aldığını, öğretmenin uyardığını veya düştüğünü anlatabilir.
Bu durum okulun kötü olduğu anlamına gelmeyebilir. Olumsuz veya duygusal olarak yoğun olaylar hafızada daha belirgin kalabilir.
Çocuk gün boyunca birçok keyifli deneyim yaşamış olabilir; ancak zihni zorlandığı ana takılmış olabilir.
Ebeveyn bu anlatıyı küçümsememelidir:
“Bütün gün güzel şeyler olmuş, sen sadece bunu mu anlatıyorsun?” demek çocuğun duygusunu geçersizleştirebilir.
Bunun yerine:
“Bu olay seni etkilemiş gibi görünüyor.”
“Arkadaşın oyuncağı alınca ne hissettin?”
“Sonra ne oldu?”
“Öğretmenin size nasıl yardım etti?”
denebilir.
Olay anlaşıldıktan sonra günün diğer parçalarına geçilebilir:
“Peki seni güldüren bir şey de oldu mu?”
Çocuk Gününü Oyunla Anlatabilir mi?
Evet. Okul öncesi çocuklar yaşadıklarını yalnızca sözcüklerle değil, oyunla da anlatabilir.
Çocuk eve geldiğinde oyuncak bebeklerle okul oyunu kurabilir. Bir figürü öğretmen yapabilir, bir diğerini ağlayan çocuk olarak oynatabilir. Arkadaş çatışmalarını tekrar edebilir veya okulda yapılan bir etkinliği oyun içinde canlandırabilir.
Çocuk gelişiminde oyunun önemi, çocuğun yaşadığı deneyimleri sembolik biçimde işlemesinden de kaynaklanır.
Ebeveyn bu oyunu sorguya çevirmemelidir:
“Bu sen misin?”
“Öğretmenin gerçekten böyle mi yaptı?”
“Kim sana vurdu?”
Bu sorular çocuğun oyun alanını daraltabilir.
Daha çok oyunu takip etmek ve gerekirse şu tür yorumlar yapmak yeterlidir:
“Bu oyuncak okula gitmek istemiyor gibi.”
“Öğretmen ona yardım ediyor.”
“Bu çocuk biraz üzgün görünüyor.”
Çocuk isterse oyun üzerinden daha fazla anlatabilir.
Resim Çocuğun Gününü Anlatmasına Yardımcı Olur mu?
Bazı çocuklar konuşmak yerine resim yaparken daha rahat ifade geliştirir.
Çocuğa “Bugün okulda ne yaptığının resmini çiz” demek bazen görev gibi gelebilir. Ancak serbest çizim sırasında okuldan bir şey ortaya çıkabilir.
Ebeveyn resmi yorumlamak yerine çocuğa anlatması için alan açabilir:
“Bana resmini anlatmak ister misin?”
“Burada kimler var?”
“Bu bölümde ne oluyor?”
Çocuğun kullandığı renklerden veya figürlerden kesin sonuçlar çıkarmak doğru değildir. Bir resim tek başına çocuğun duygusal durumu hakkında güvenilir bir değerlendirme sunmaz.
Resim, yalnızca çocuğun anlatım yollarından biridir.
Çocuğun Mahremiyetine Alan Açmak Gerekir mi?
Evet. Çocuk okula başladığında ebeveyninden ayrı bir sosyal dünyaya adım atar. Kendi arkadaşlıkları, oyunları, küçük sırları ve deneyimleri oluşur.
Aile elbette çocuğun güvenliğinden ve gelişiminden sorumludur. Ancak çocuğun yaşadığı her anı eksiksiz anlatmak zorunda olduğu düşünülmemelidir.
Çocuğun “Şimdi anlatmak istemiyorum” deme hakkı olabilir.
Bu durum aileden uzaklaşma anlamına gelmez. Çocuk kendi deneyiminin kendisine ait olduğunu hissetmeye başlar.
Sağlıklı yaklaşım, çocuğun mahremiyetine saygı gösterirken güvenlik açısından önemli konulara açık bir iletişim alanı sunmaktır.
“Anlatmak istemediğin şeyleri zorla söylemek zorunda değilsin. Ama seni korkutan, üzen veya güvende hissettirmeyen bir şey olursa bana her zaman anlatabilirsin.”
Bu mesaj hem sınır hem güven sunar.
Çocuk Bir Şeyi Saklıyor Olabilir mi?
Bazen çocuk gerçekten yaşadığı bir olayı anlatmakta zorlanabilir. Utandığı, korktuğu, kendini suçlu hissettiği veya yetişkinin tepkisinden çekindiği için susabilir.
Ancak yalnızca “Bugün ne yaptın?” sorusuna cevap vermemesi, tek başına bir şey sakladığını göstermez.
Şu değişimler birlikte görülüyorsa daha dikkatli olmak gerekir:
- Okula gitmek istememe,
- Belirli bir kişiden korkma,
- Uyku ve iştah değişiklikleri,
- Tekrarlayan bedensel yakınmalar,
- Ani içe kapanma,
- Daha önce olmayan yoğun saldırganlık,
- Tuvalet alışkanlığında gerileme,
- Oyunlarda sürekli korku veya zarar temaları,
- Okuldan söz edildiğinde belirgin kaygı.
Bu belirtiler tek başına belirli bir olayı kanıtlamaz. Ancak okul ve aile tarafından dikkatle değerlendirilmelidir.
Çocuğu konuşmaya zorlamak yerine güvenli bir ortam oluşturmak, öğretmenle görüşmek ve gerekirse uzman desteği almak daha doğrudur.
Öğretmen-Aile İletişimi Nasıl Olmalı?
Çocuğun gününü anlatamaması, ailelerin bütün bilgiyi öğretmenden her gün ayrıntılı biçimde istemesi gerektiği anlamına gelmez.
Öğretmenin her çocuk için günün bütün ayrıntılarını aktarması pratik olarak mümkün olmayabilir. Ayrıca çocuk kendi okul deneyimini yalnızca yetişkinlerin raporlarından oluşan bir alan gibi yaşamamalıdır.
Bununla birlikte okulun aileye düzenli ve anlamlı bilgi vermesi önemlidir.
Şu tür paylaşımlar daha işlevlidir:
- Çocuğun genel katılımı,
- Arkadaş ilişkileri,
- İlgisini çeken alanlar,
- Zorlandığı geçişler,
- Yemek ve dinlenme düzeni,
- Duygusal değişimler,
- Gelişimsel olarak dikkat çeken durumlar.
İletişim yalnızca “Bugün yedi, uyudu, oynadı” listesinden ibaret kalmamalıdır. Çocuğun okul içindeki var oluşuna ilişkin anlamlı gözlemler de paylaşılmalıdır.
Çocuğun Anlatma Becerisi Nasıl Desteklenebilir?
Olay anlatma becerisi günlük konuşmalar içinde gelişir.
Aileler kendi günlerinden kısa örnekler verebilir:
“Bugün işe giderken yağmur başladı. Şemsiyemi evde unutmuşum. Bir süre bekledim, sonra koşarak arabaya gittim.”
Bu anlatım çocuğa başlangıç, gelişme ve sonuç içeren doğal bir model sunar.
Çocukla birlikte fotoğraflara bakmak, günün sırasını konuşmak ve kısa hikâyeler oluşturmak da yararlı olabilir.
Şu tür sorular kullanılabilir:
“Önce ne oldu?”
“Sonra ne yaptın?”
“En sonunda ne oldu?”
“Bu sırada nasıl hissettin?”
Ancak konuşma ders hâline getirilmemelidir. Çocuğun her anlatısı düzeltilir ve tamamlatılırsa iletişim keyfini kaybedebilir.
Aileler Hangi Hatalardan Kaçınmalı?
Çocuğun gününü anlatmasını desteklerken şu yaklaşımlar süreci zorlaştırabilir:
Peş peşe soru sormak
Çocuk kendisini sorgulanıyor gibi hissedebilir.
Yanlışlarını sürekli düzeltmek
Anlatmaya karşı çekingenlik gelişebilir.
Öğretmen bilgisini test etmek için kullanmak
“Öğretmenin başka söyledi, sen neden böyle diyorsun?” yaklaşımı çocuğu iki yetişkin arasında bırakabilir.
Yalnızca sorun aramak
Her gün “Biri sana bir şey yaptı mı?” diye sormak çocuğun okul deneyimini tehlike üzerinden düşünmesine neden olabilir.
Başka çocuklarla karşılaştırmak
“Arkadaşın annesine her şeyi anlatıyor” demek utanç yaratabilir.
Konuşmak istemediğinde zorlamak
Çocuğun hem mahremiyetini hem de güven duygusunu zedeleyebilir.
Nova Anaokulu’nda Çocuğun Günlük Deneyimi Nasıl İzlenir?
Nova Anaokulu’nda çocuğun günlük yaşantısı yalnızca yaptığı etkinliklerin listesi üzerinden değerlendirilmez.
Çocuğun oyuna nasıl katıldığı, hangi alanlara ilgi gösterdiği, arkadaşlarıyla nasıl ilişki kurduğu, zorlandığında ne yaptığı ve öğretmenle nasıl bağ geliştirdiği de gözlemlenir.
Nova’da çocukların kendilerini yalnızca sözcüklerle ifade etmediği kabul edilir. Oyun, resim, beden dili, sessizlik, hareket ve ilişkiler de çocuğun anlatım biçimleridir.
Bu nedenle çok konuşan çocuk kadar sessiz kalan çocuk da görülmeye çalışılır.
Öğretmen-aile iletişiminde amaç, çocuğun her anını raporlamak değil; gelişimini anlamaya yardımcı olan anlamlı gözlemleri paylaşmaktır.
Nova Anaokulu’nun çocuğa kattığı önemli deneyimlerden biri, yetişkinin ilgisini kazanmak için sürekli performans göstermeden de görülebilmesidir. Çocuk gününü hemen anlatmak istemediğinde zorlanmaz; ancak ihtiyacı olduğunda konuşabileceği güvenli ilişkiler sunulur.
Bahçeşehir’de Anaokulu Seçerken Aile İletişimi Neden Sorulmalı?
Bahçeşehir’de anaokulu arayan aileler için okulun aileyle nasıl iletişim kurduğu önemli bir seçim ölçütüdür.
Bir anaokulunu değerlendirirken şu sorular sorulabilir:
- Günlük bilgi paylaşımı nasıl yapılıyor?
- Öğretmen yalnızca sorun olduğunda mı iletişim kuruyor?
- Çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi nasıl aktarılıyor?
- Aileler öğretmene ne zaman ulaşabiliyor?
- Çocuğun mahremiyeti nasıl korunuyor?
- Sınıftaki diğer çocuklara ait bilgiler paylaşılıyor mu?
- Gelişimsel gözlemler hangi sıklıkla aktarılıyor?
- Psikolog ve öğretmen değerlendirmeleri nasıl bir araya geliyor?
Sağlıklı okul-aile iletişimi, aileyi belirsizlik içinde bırakmaz. Ancak çocuğun her anını kontrol etmeye yarayan bir gözetim sistemine de dönüşmez.
Sonuç: Çocuk Yaşadığını Her Zaman Hemen Anlatamaz
Çocuk okulda ne yaptığını anlatmıyor olması çoğu zaman olağan bir gelişimsel durumdur.
Okul öncesi çocuklar yaşadıkları olayları hatırlamak, sıralamak ve sözcüklere dökmek konusunda hâlâ gelişmektedir. Ayrıca okul çıkışında yorgun olabilir, konuşmak istemeyebilir veya deneyimini önce oyun içinde işlemeye ihtiyaç duyabilir.
Ailelerin görevi çocuktan günlük rapor almak değil, konuşabileceği güvenli bir ilişki sunmaktır.
Daha somut sorular sormak, okuldan hemen sonra baskı yapmamak, çocuğun oyununu ve beden dilini gözlemlemek ve mahremiyetine saygı göstermek iletişimi güçlendirebilir.
Çocuk anlatmak istediğinde dinlenmeli; anlatmak istemediğinde ise yalnız bırakılmadan beklenmelidir.
Nova Anaokulu’nda öğretmen-aile iletişimini, çocukların ifade biçimlerini ve gelişimsel gözlem yaklaşımımızı öğrenmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Çocuk okulda ne yaptığını neden anlatmaz?
Okul öncesi çocuklar gün içindeki olayları hatırlamak, sıraya koymak ve anlatmakta zorlanabilir. Ayrıca okul çıkışında yorgun olabilir veya hemen konuşmak istemeyebilir.
“Bugün ne yaptın?” yerine ne sorulabilir?
“Bugün seni ne güldürdü?”, “Bahçede ne dikkatini çekti?”, “En çok hangi oyuncakla oynadın?” gibi daha somut sorular çocuğun hatırlamasını kolaylaştırabilir.
Çocuğun “hiçbir şey yapmadım” demesi normal mi?
Evet. Bu cevap çoğu zaman çocuğun soruyu geniş bulduğunu, nereden başlayacağını bilmediğini veya o anda konuşmak istemediğini gösterir.
Çocuk yalnızca kötü olayları anlatıyorsa ne yapılmalı?
Önce anlattığı olay ve duygu ciddiye alınmalıdır. Ardından gün içinde hoşuna giden veya onu güldüren başka bir şey olup olmadığı nazikçe sorulabilir.
Ne zaman öğretmenle görüşmek gerekir?
Çocuğun okula gitmek istememesi, belirli bir kişiden korkması, uyku ve iştah değişiklikleri veya ani davranış değişimleri varsa öğretmenle görüşmek yararlı olur.